Tatlı Yalan - Jamie McGuire / Yorum (Maddox Kardeşler #2)


Maddox Kardeşler serisinin 2. kitabı Tatlı Yalan turunun ilk günü ve aynı zamanda benim yorum günüm. Serinin ilk kitabı Tatlı Sır'ın son sayfasını okuduğumda ilk tepkim Thomas'ın hikayesini ne zaman okuyacağız olmuştu. Çok bekledik ama nihayet mutlu sona ulaştık :)

Thomas Maddox, kardeşlerin en büyüğü. Annelerinin ölmesi ile kardeşlerini babasıyla büyüten Thomas, FBI ajanı olmuş, San Diego'da yaşamaktadır. Cami ile Trenton'a mutluluk dileklerini sunduktan sonra mutsuz bir şekilde işine geri dönen Thomas, resmen dağılmıştır. Sert, otoriter bir amir olarak ün salmıştır ama ekibi tarafından çok sevilmektedir.

Lisa Lindy, Chicago'da kendisi gibi bir federal ajan olan Jackson ile yedi yıllık ilişkisinin onu mutlu etmediğini fark ettikten sonra yükselme fırsatını geri çevirmez ve San Diego'daki Takım Beş'e tayin olur. Evinden uzağa giderken Jackson dahil istemediği her şeyi hayatından çıkarır. Onun büyük hedefleri vardır. Evinde kutular her yerde dururken evin yakınındaki bara gitmesi belki de hayatını değiştiren en önemli olay olacaktır.

Thomas ve Lisa(Liis)'in tanışması aşırı ilginç. Ama iş arkadaşı olduklarını fark ettiklerinde çoktan tanışmış olduklarını fark ediyorlar. Bu kadarını söyleyebilirim :) Thomas'ın Cami ile olan hikayesini olduğu gibi öğrenen Liis'in işine aşık bir kadından Thomas'a aşık bir kadına dönüşme sürecini okuyoruz.

Liis'in Maddoxlarla tanışma faslı hoşuma gitti. Maddox Kardeşler her kitapta hoş oluyor zaten. Val, Ajan Sawyer, Marks gibi yan karakterler romana tat katmıştı. Sorunsuz bir okuma oldu. Akıcıydı tabii ki ama sonu biraz yavan kalmış gibiydi. Sanki daha aksiyonlu bir son olabilirdi. Tatlı Sır'ı bitirdiğimdeki şok etkisini bunda da bekledim. Kapak yine orijinal kapaktı ve orijinal kapakları seviyorum. Tüy şeklindeki ayraç dikkat çekici bir tasarım olmuş. Farklı ayraçları kim sevmez değil mi?

Merakla ikizler Taylor ve Tyler'ın kitaplarını bekliyorum. Sıradaki kardeş Taylor. Falyn ile olan hikayesini okuyacağız. Beautiful Sacrifice umarım en kısa sürede yayınlanır. Sanırım benim söyleyeceklerim bu kadar. Turu takip etmeyi ve RKBT sayfasındaki çekilişe katılmayı unutmayın. Güzel bir tur olacak :)

Hayvanlar Üzerinde Deney Yapmayan Markalar


Merhaba :)

Son zamanlarda hemen herkesin hemfikir olduğu bir konu hakkında yazmak istedim bugün. Markaların hayvanlar üzerinde deney yapmadan da satış yapmaları gayet mümkünken inatla bunu sürdüren markalar olduğunu görmek üzücü. Ben kendi adıma artık aldığım ürünlerde buna dikkat ediyorum. Markaların geleceği bir nevi tüketicilerin elinde, biz almazsak onlar birtakım yenilikler yapmak zorunda kalırlar. Çünkü amaçları satış yapmak, satış azaldığı an harekete geçerler. Bu yüzden vazgeçemiyorum bu ürünlerden demeden önce düşünelim, günümüzde hemen her şeyin ikamesi var. Biz bu harekete katılalım ki hayvanlar üzerinde deney yapılmasın. 


Bu konuyla ilgili Beyaz Tavşanı Takip Et adı altında bir hareket başladı. Belki dikkatinizi çekmiştir ve inceleyip ne olduğunu öğrenmişsinizdir. Ben birkaç haftadır bazı firmalarla görüşüyordum, bazılarını da araştırdım ve ortaya böyle bir liste çıktı. Listeye eklemeler, gerekirse de listeden çıkarmalar yapacağım. Umarım bu markalar artarak çoğalır. Bir ürün alırken tavşan logolu olmasına dikkat edin lütfen. Tavşan logolu olması cruelty free olduğu yani hayvan deneyi yapılmadığı anlamına geliyor.


Ardell
Aubrey Organics
Aveda
Bath & Body Works
Batiste
Burt's Bees
Catherine Arley
Crystal
Cyrene
Dalin Organic
Dermadolin
Dermalogica
Dermokil
Desert Essence
Dr. Hauschka
Durance
Elite
Erboristica
Essence
Everyday Minerals
Eyüp Sabri Tuncer
Giovanni
Golden Rose
Gosh
Hc Hair Care
Jane Iredale
Kiss My Face
Krauterhof
Kryolan
Lavera
M. Asam
Manic Panic
Mihri Kozmetik
Miss W
Montagne Jeunesse
More Than Soap
Moshos Garden
Murad
Naturalite
NYX (Sahibi Loreal hayvan deneyi yapıyor ancak bu marka yapmıyor)
Organix
Organique
Otacı
Pastel
Physicians Formula
Raen
Rawganic
Sebamed
Skin Blossom
The Body Shop (Sahibi Loreal hayvan deneyi yapıyor ancak bu marka yapmıyor)
The Konjac Sponge
Too Faced
Tresan
Urban Care
Wet N Wild
Youngblood

Oriflame The One Hacim Veren Maskara


Geçen yıl nisan ayında düzenlediğim Pink Spring Party için gönderildiğinde deneme fırsatı bulduğum bu maskara vazgeçilmezlerim arasına malesef giremedi. Bu tarz fırçalar nedense hoşuma gidiyor o yüzden fırçasını sevdim. Kirpikleri tek tek ayırıyor ve hafif bir uzatma etkisi de var.


Sürülmesi çok kolay, yoğun bir yapısı olmadığından ağırlık yapmıyor. Hızlı koruması da artı bir özellik. Bendeki renk siyah, tek katta bile simsiyah kirpikler elde ediliyor. Söylemeden geçmeyeyim dayanıklı bir maskara, kolay kolay çıkmıyor. Akma sorunu yaşamak istemeyenler tercih edebilir.


The One Hacim Veren Maskaranın vadettiği şey hacim vermesi, dolgunlaştırması ancak kaç kez denediysem bu konuda başarı sağlayamadı. Günlük olarak kullandım ve hatta bitirdim. Eğer kirpiklerin belirginleşmesi önemliyse bu maskara size uygun ancak dolgunluk arıyorsanız The One dışında bir koleksiyonun ürünlerine göz atmanızı öneririm.

NOT: Uzun kirpiklere sahip olduğum için benim için maskarada dolgunluk ve rengini vermesi önemli. Dolgunluk açısından sınıfta kalsa da renk açısından benden geçer not aldı.

Oriflame hakkında her şeye www.orikatalog.com sitesinden ulaşabilir, ürün siparişi verebilir veya üye olabilirsiniz. 

Bitenler - Çöpe Gidenler #6


Kasım ayından beri biten ürünler yazısı yazmamışım, görselleri hazırlamışım ancak yazamamışım, kaç aydır bekliyordu hiç bilmiyorum :)

Bitirme projesi yaptığım son ayın biten ürünleriydi bunlar yanlış hatırlamıyorsam. Birçoğunu severek kullandım. Şimdi ayrıntılı anlatıma geçeyim.


Mihri helal kozmetik markalarından biri. Birkaç ürününü denedim ancak şampuan stoğum fazla olduğu için bu Mihri şampuanı anneme verdim. Kullanırken saçlarının yumuşacık olduğunu ve bu şampuanı çok beğendiğini söylüyordu. Temiz içeriği ile gönül rahatlığı ile kullanılacak şampuanlardan biri.

HC Hair Care şampuanı kullandıktan sonra stoktakileri bitirmek amacıyla başka bir marka şampuana geçtim ancak bu markanın her ürünü gibi şampuanı da çok güzel olduğu için birkaç aya tekrar başlayacağımı düşünüyorum.

Avon'dan tarihin birinde aldığım bu nemlendirici kremi severek kullanmıştım. O dönem karma cilt tipim için yeterli geliyordu. Kuru ciltlerde başarısı nedir bir şey diyemiyorum. Alalı uzun zaman olduğundan dibinde az biraz kalan ürünü atmak zorunda kaldım. Kutuyu yıkayıp kuruladım boyama çalışmalarım için kullanacağım.


Avon Planet Spa vücut peelingi aldıktan sonra bir süre bekletip severek kullandığım ürünlerden biriydi. Bir köşede kalınca dibinde kalan az miktar ürün çöpe gitti ama doya doya kullandığım için sorun etmemeye çalışıyorum. Zaten bu stoklu ürün olayı yüzünden bir zaman çöpe giden çok ürünüm oldu. O yüzden artık ihtiyaç dışı alışveriş yapmıyorum. Size de tavsiye ederim. Stokları eritin öyle alın :)

Oriflame You Dazzle kremli duş jelinin kokusuna bayıldım. Hafif kremsi bir kokusu vardı bitireli uzun zaman oldu ama anımsıyorum o tatlı kokuyu. Stokları bitirene kadar satıştan kalkmazsa alınacaklar arasına mutlaka girer.

Avon Treselle EDP hafif kokusuyla hoşuma giden parfümlerden biriydi ancak bir yıl önce koku hassasiyetim oluştuğu için dibinde kalan kısmı annem kullandı. Şişesi boyama çalışmalarımda yer alacak :)


Cyrene glikolik asit (AHA) içeren cilt aydınlatıcı tonik yanlış hatırlamıyorsam bir etkinlik için gönderilen kutuda vardı. Bu kadarcık ürün bile uzun süre yetti ve memnun kaldım

 8x4 deodorant bildiğimiz deodorant, kokusu falan hoştu ama ben deodorant olarak tek marka kullandığım için bu seyahat boy deodorantı hemen bitirip elden çıkardım.

Raen gül tonik hidrolat, kokusu bana ağır geldiği için kullanamadım ama koku hassasiyeti olmayanlar için uygun olabilir.

Bioderma Sebium AKN, bölgesel uyguladığım bir kremdi. Bendeki minik bir numunesiydi ama siyah nokta olan birkaç bölgeye kullandığım için bir süre kullandım. Olumlu ya da olumsuz bir etkisi olmadı. 

Urban Natural's yağlı saç için olan numunelerini kullandıktan sonra tam boy ürün almaya karar verdim. Şu an kullanıyorum ve memnunum. Yakında yazısını yazmayı düşünüyorum.

Neutrogena Norveç böğürtlenli besleyici bakım kremini bu numune ürün ile deneme şansı buldum. Kokusu ve ürün hoşuma gitti. Kışın kullanabileceğim bir ürün.

Athena's Kozmetik'in Erboristica marka şampuanı ile tek deneme yapabildiğim için net bir şey söylemem mümkün değil ama saçlarıma verdiği yumuşaklığı sevdim.


Bebak makyaj temizleme mendillerini zaman zaman hafif makyajları temizlemede zaman zaman ferahlama amacıyla kullandım. Makyaj temizlemede mendil pek benim tarzım değil onu iyice anladım.

Watsons'ın 100'lü bu makyaj temizleme pamuklarını severek kullandım, aşırı pamuk stoğum bitince tekrar alabilirim.

Yumoş ıslak havlu ne alaka diyenler olabilir :) Babamın aldığı bu ıslak havlunun kokusu çok hoşuma gittiği için koymak istedim. Bir yerde denk gelirseniz alın, deneyin.



Avon'dan almış olduğum bu rujun yarısından fazlasını kullanmıştım, kokusunun değiştiğini fark edince çöpe attım. 

Vazgeçilmez Nivea dudak koruyucum, kışları benim için vazgeçilmez ürünlerden biri. Eldeki stoklar bitene kadar idare edeceğim ama hepsi biter bitmez yine Nivea Med Protection SPF 15 Lip Stick alıp kullanacağım. 

Avon'un light renkteki kapatıcısını uzun bir zaman kullandım. Ne çok iyiydi diyebilirim ne de çok kötü, arada bir yerdeydi.


Gelelim bozulduğu için koruma bandını bile açmadan atmak zorunda olduğum bu yüz ve makyaj temizleme suyuna. Pink Spring Party'yi hatırlıyorsunuz değil mi? Cyrene bize denememiz için göndermişti ancak kışın böyle bozulmuş olduğunu gördüm ve tabii ki çöpe gitti. Bir kez kullansaydım içim acımazdı bu kadar. Ne yapalım başka sefere :)

Yazının başında yazdığım üzere bu ürünler kış döneminde bitirdiğim ürünler, o yüzden yakında bir bitenler yazısı daha gelecek. Şimdilik hoşça kalın.

Uni Yeşil Çay ve Losyonlu Göz Makyajı Temizleme Diski


Geçen aylarda Watsons ya da Gratis'te (hangisi olduğunu hatırlamıyorum) gözüme çarpan fiyatı uygun olunca denemek için aldığım ürünlerden biri de Uni yeşil çay ve losyonlu göz makyajı temizleme diskiydi. Büyük bir beklentim yoktu. Çünkü mendillerin henüz makyaj temizlemede çok etkili olduğunu görmedim. Genel olarak da tercih etmem.

Bu diskleri ilk önce göz makyajı temizlemek için kullandım. Maskarayı hemen hemen hiç çıkarmadı ancak far ve kalemi çıkarmada başarılıydı. Daha sonra yaz aylarında fazla makyaj yapamadığım için sürdüğüm ruj, göz kalemi, far gibi kolay temizlenecek şeylerde kullanmaya başladım ve böyle kullanıldığında işe yarar bir ürün oluyor ancak ağır göz makyajlarında etkili olacağını sanmıyorum, tek kat sürülmüş maskarayı bile çıkaramadı. 


Uni sanırım bu ürünü yenilemiş, paketi falan değişmiş. İçeriğinde herhangi bir değişiklik yapıldı mı bilmiyorum ama bendeki bu ürünün başarısı ancak kolay temizlenecek makyajlarda ortaya çıkıyor. Beklentiniz büyük olmazsa eh işte dediğiniz ürünler arasına girebilir. 


Hoş bir kokusu var. Kutuda 80 adet incecik disk var. Disklerin ıslaklığı yoğun ve ben neredeyse kutunun yarısına geldim henüz kuruma belirtisi göstermedi. Göz çevremde herhangi bir kuruma, kızartma yapmadı ki hassas bir tenim var. 

Son olarak kutunun üzerinde yazan sabah ve akşam göz bakımını yaptım. Gözlerime birer disk yerleştirdim. 5 dakika kadar bu şekilde bekledim ve anında gözlerimde bir rahatlama oldu. Yaz ayları için güzel bir ürünmüş diyor ve yazıyı sonlandırıyorum. Sonraki yazıya kadar hoşça kalın.

Ceradolin Yağ Bazlı(Lipo) ve Su Bazlı(Hidro) Nemlendirici Losyonlar


Kış ayında benim için kurtarıcı olan bu Ceradolin yağ ve su bazlı losyonları yazmak için çok geç kaldım. Öyle ki sonbaharda başladım ve hala bol bol kullanıyorum. Malum yaz ayındayız ve ne kadar güneş kremi kullansak da hafif güneş yanmalar olabiliyor. Böyle zamanlarda gece bakımında yağ bazlı losyonu kullanıyorum ve sabah nemlenmiş bir cilt ile uyanıyorum.

Çok dağıtmadan kış ve yaz kullanımımdan bahsedeyim. İlk olarak sonbaharda kullanmaya başladım. Cildim o dönem aşırı kuru olduğu için yağ bazlı losyonu özellikle geceleri mutlaka sürdüm. Sabah nemi artmış bir cilt ile uyanmaya başladığımı fark ettikten sonra hiç atlamadan kullandım. Yağ bazlı losyonun yapısı biraz daha ağır ama çok etkili olduğu için memnun kaldım. Ancak dışarı çıkacaksam parlama yaptığı için ve yağlı yapıda olduğu için yağ bazlı losyon yerine su bazlı losyon tercih ettim.



Su bazlı losyonun yapısı daha hafif ve sürüldüğü anda cilt tarafından emiliyor. Gündüz kullanımı ve hafif kuruluklar için daha uygun. Yapısı yağ bazlı losyona göre daha katı. Dışarı çıkacağım zaman ince bir tabaka sürüp üzerine makyaj yapabiliyorum. Yaz başında da hafif kuruluklar yaşadığım için su bazlı losyonu fazlasıyla kullandım. Şu ara yine kuruluk arttığı için geceleri yağ bazlıyı kullanmaya devam ediyorum. 

Paraben ve üre içermeyen losyonlar deride çatlak, kızarıklık, kaşıntı, pullanma olduğunda, lazer veya peeling sonrasında, bebek ve çocukların vücutlarında, bez bölgelerinde, güneşin zararlı etkilerine karşı onarıcı olarak el-yüz-boyun bölgesinin nemlendirilmesinde, akne tedavisi sırası ve sonrasında kurumalarda ve karın bölgesinde olan gerginliği nemlendirerek azaltmak için gebelerde kullanılabilir.

Su bazlının içeriği:

Seramid
Bitkisel Hiyaluronik Asit
Skualene
E Vitamini
Gliserin
Doğal shea yağı
Çift Bariyer Madde

Yağ bazlının içeriği:

Seramid
Bitkisel Hiyaluronik Asit
Argan Yağı
Pasiflora Yağı
Kanola Yağı
Skualene
E Vitamini
Gliserin
Çift bariyer madde

Nem kaybı yaşıyorsanız mutlaka bu losyonlardan edinin. Her mevsimin kurtarıcısı oluyorlar. Sadece eczanelerde satılan ürünleri incelemek için http://www.dermadolin.com.tr/urunler

Jane Iredale Likit Mineral Fondöten - Riviera


Uzunca bir süre kullanmaya kıyamadığım ürünlerden biriydi Jane Iredale likit mineral fondöten. Özel günler için saklıyordum. Bozulmasın diye artık yoğun bir şekilde kullanmaya başladım. 


İlk olarak çok verimli bir fondöten olduğunu söylemek istiyorum. 2 fıs ürün tüm yüze yetiyor. Elimin üstüne 2 fıs aldığım fondöteni bir fırça ile karıştırıp tüm yüzüme uyguluyorum. Kalıcılığı arttırmak için üzerine pudra sürüyorum.


Instagram paylaşımlarımda çok sık sorulan sorulardan biriydi kapatıcılığı nasıl sorusu. Kapatıcılığı yok denecek kadar az, şöyle ki elime uyguladığımda (üst görselde soldaki parmağıma ürünü uyguladım) hafif bir renk veriyor ama yüzümde kullanırken bunu fark etmiyorum. Kusurları kapatma özelliği neredeyse hiç yok. Bu fondöteni aslında renkli nemlendirici gibi düşünebiliriz. Yüzdeki ton farklılıklarını ve kızarıklıkları ortadan kaldırıyor, yüze ışıltı veriyor ama kusurları kapatmıyor. Bu yüzden cildi sorunlu olanlara tavsiye etmiyorum. 


Kuruya dönük ve normal ciltler için uygun bir ürün. Benim cildim kuru olduğundan ürünü uyguladığımda hiçbir sorun yaşamadım. Biraz pompalı yapısından ve şişesinden bahsetmek istiyorum. Pompalı ürünleri her zaman sevmişimdir. Hem verimli kullanma hem de pratiklik açısından tam benlik. Şişesi cam değil o yüzden yere düşürseniz bile çatlama, kırılma olmuyor, tecrübeyle sabittir :) 30 ml. lik bir şişesi var, ürünü kullandıkça şişenin alt tarafındaki beyaz alan artıyor.


Ben bu ürünü neden sevdim. Cilt tipime uydu, cildim pek sorunlu olmadığı için verdiği doğal görünüm ve hafif bronzluk hoşuma gitti. Kurumadan dolayı hafif kızarıklık yaşadığım zamanlarda bu kızarıklıkları ortadan kaldırdı. Görsellerde fark ettiyseniz topların arasında jel kısımlar var, sıkıldığı zaman renk veren kısımın yanı sıra bu jelden de çıkıyor ve jel nemlendirirken toplar renk veriyor. Kullanıp memnun kaldığım bir fondöten oldu. Jane Iredale indirimlerini dört gözle bekleyeceğim sanırım. Kızarıklıkları gidermesi ve makyaj yokmuş gibi durması beni kendine çeken özellikler oldu.



Ben ürünü fırça yardımıyla elimin üzerinde karıştırdıktan sonra uygulamayı elimle yapıyorum ama fondöten fırçası veya sünger ile de aynı işlem yapılabilir. Herhangi bir güneş koruması içermiyor. Bu yüzden pudranızın SPF içermesi güzel olabilir. Mineral olması açısından gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Fiyatı 149 TL. İndirimler ile 120 civarına almak mümkün. Bendeki renk Riviera ancak bunun dışında 11 rengi daha var. Başka yazılarda görüşmek dileğiyle... Hoşça kalın.

90'lar Sizin İçin Ne İfade Ediyor?





Selam millet. Bayram nasıl geçti? Benim uzun yıllardır geçirdiğim en güzel bayramdı. Umarım herkes benim gibi çok eğlenmiştir.

Hazır bayramı geçirmişiz hatta her bayram olduğu gibi eski bayramları anmışız. Dedim bir 90'lar yazısı yazayım. Geleceğe bakmaya devam etsek bile bazen geçmişe özlem duymamak elde değil. Hele insanlığın şu anki halini gördükçe illa ki bugünü geçmişle kıyaslıyor insan.

İstedim ki şöyle bir 90'lara gidip gelelim. Bu yazı nereden esti diyenler olabilir. Bir süredir aklımdaydı zaten. Ramazan öncesi, çocukluğumdan beri özenle sakladığım peçete, kartpostal ve kokulu kağıt koleksiyonumu bulmuştum (yazının başında görseller mevcut) ve böyle bir yazı yazmayı düşünmüştüm. Bayram bunu hızlandırmış oldu.

80'lerin sonlarında doğanlar 90'larda doya doya çocukluklarını yaşadı. Ben de o şanslı çocuklardan biriydim. Bilgisayarın, cep telefonunun, tabletin olmadığı televizyon ve radyo ile yetindiğimiz ama fazlasıyla mutlu olduğumuz yıllardı. Tetris ve sanal bebek bizim için vazgeçilmezdi. Hızlı tükettik gerçi ama büyük ses getirmişti ikisi de. Sanal bebeğimizi yedirmek, içirmek, oynatmak suretiyle bir nevi annelik yapmak, tetris oynarken lazım olan blok gelecek mi, rekor kırabilecek miyim diye heyecanlanmak o dönem en büyük eğlencemizdi. 




Şimdiki nesil pek bilmez ama taştan taşa, seksek, körebe, yakartop, saklambaç, evcilik, cilli(misket), taso oynamak, ip atlamak. Bunlar vazgeçilmez oyunlarımızdı. Sabahları televizyonda çıkan çizgi filmler itina ile izlenirdi. Taş Devri hep favorim olmuştu. Susam Sokağı, Hugo, Bir Demet Tiyatro, Çılgın Bediş, Aynalı Tahir, Bizimkiler'i hatırlamayan yaşıtım muhtemelen yoktur. Ressam Bob'u da herkes biliyordur herhalde değil mi? 2000'lerde bile yayınlandı o dönemin kayıtları.

Ataride Super Mario oynamak, özellikle oyunu sonuna kadar oynayabilmek çocuklar için çok önemliydi. Radyo programları vardı. Takip ettiğimiz programlar olurdu, hiç kaçırmazdık. CD'de yoktu tabii ki kaset dinlerdik biz. Bir de o kaset sarardı, hiç üşenmez elimizle veya kalemle düzeltmeye çalışırdık.

Kötü şeyler de yaşandı siyasi olarak o dönemlerde ama biz her şeye rağmen ufak şeylerle mutlu olabilen bir nesildik. Şimdi hiç kimse mutlu değil. Herkes depresyonda. Aslında şükretmek için hala o kadar çok sebep var ki. 90'lar bir daha yaşanmayacak ama o yılları unutmamak ve sık sık hatırlamak-hatırlatmak o mutluluğa ulaştırır yeniden belki bizi. 













90'ları anlatmaya kalksak bir yazı ile altından kalkamayız, o yüzden ben daha çok kendi hatırladığım kısımlarla ilgili bir yazı hazırladım. Umarım bu zor geçecek pazartesi gününde bunu okuyanların yüzünü az da olsa güldürebilmişimdir. Mutlu haftalar.

Bayram Tebriği ve Son Alışverişler


Herkese mutlu bayramlar :) Güzel geçiyor değil mi hepinizin bayramı? Geç kalmış olsam da ben de kutlamak istedim. Malum bayram öncesi feci indirimler vardı. Kozmetik ürünü almama kuralımı bozmamaya çalıştım ve minik birkaç alışveriş yaptım. Neler almışım bakalım.


Kağan Parfümeri her indirim dönemi mutlaka uğradığım mağazalardan biri. Zafer Plaza'daki şubesine bir ziyaret yaptım ve ne zamandır almayı düşündüğüm Golden Rose Velvet Matte rujlardan bir tane aldım ki kendisi bu indirimlerde aldığım tek kozmetik ürünü oldu. İlk denememde oldukça başarılı buldum. Ayrıca yazısını yazmayı planlıyorum önümüzdeki günlerde. Uyku gözlüğümü de geçenlerde anneme kaptırdığımdan yenisini aldım ama laf aramızda bu eskisinden daha güzel :D



İkinci ziyaret Watsons'a gerçekleşti. Orda da güzel indirimler vardı ama ihtiyacım olan pek bir şey yoktu. O yüzden birkaç maske ve topuk törpüsü ile çıktım. Watsons'ın maskelerine bayılıyorum ve sık sık alıyorum. 


Gratis alışverişim hepten minik oldu. Dediğim gibi ihtiyaç olmadığından şöyle üstten bir baktım ve topuk plasteri ilgimi çekti. Malum yaz ayındayız ve bazı ayakkabıların vurmasının önüne geçemiyoruz. Bu ürün vuruk oluşma riskini en aza indirirken oluşan yaraların iyileşmesini de hızlandırıyormuş. Meraktan aldım ama umarım etkili olur :)

Bayram indirimleri yarın da devam ediyor. İhtiyaç varsa hazır indirim varken bir ziyaret edin. Alışverişlerinizde ihtiyaç dışı ürün almamaya dikkat edin ama yaz ayında ürünler yeni de olsa saklama koşullarına uyulmazsa çabuk bozulabiliyor. Boşuna paranız gitmesin :) Ben bu indirimlerde şuursuz alışveriş yapmadığım için mutluyum. Darısı diğer minik alışverişlerin başına...

Bu defa bir değişiklik yapıp son zamanlarda dilime dolanan bir şarkıyla veda edeyim. Müziği hoş değil mi? Tekrar iyi bayramlar :)