İlk Defa - Cora Carmack (Losing It #1)


Orijinal İsim: Losing It
Yazar: Cora Carmack
Çevirmen: İmge Tan
Yayınevi: Pena Yayınları
Sayfa: 280
Baskı Yılı: 2014

Bliss, üniversiteyi bitirmek üzeredir. Aşırı mantıklı ve söylemeye gerek bile yok ama derslerinde de son derece başarılı bir öğrencidir. Onun tek sorunu üniversiteyi bakire olarak bitirecek olmaktır ve arkadaşı Kelsey onu bu dertten kurtarmak için hemen o gece onu bara götürür.

Barda umudunu kaybeden ve tuvalete gitmeye kalkan Bliss'in gözüne Shekaspeare okuyan bir adam çarpar ve yanından geçerken nasıl olduğunu anlamadan adama bu numarayla kız tavlamak istiyorsa barın kalabalık kısmına geçmesi gerektiğini söyler. Adam yani Garrick başını kaldırır ve o mavi gözleri gören Bliss olduğu yerde öylece kalır.

Aralarında başlayan sohbet Bliss'in evinde son bulur ancak Bliss yapamayacağını anlayıp saçma bir bahaneyle apar topar kendi evinden çıkar. Ve ertesi gün okuldaki yeni tiyatro hocaları bilin bakalım kimdir?

Yine bir serinin ilk romanı. Diğer kitaplarda Cade, Kelsey gibi Bliss'in arkadaşları anlatılıyor. Dili oldukça sadeydi. Eğlenmelik bir şeylere ihtiyacım var diyorsanız bu tam size göre. Akıcı olduğunu da söylemeliyim. Garrick ve Bliss çiftini sevdim ben. Yazar abartmamış ve tadında bırakmış.

ARKA KAPAK

Üniversitenin tek bakiresi olarak mezun olmak istemeyen Bliss hızlıca birini bulup bu işi çözmeye karar verir. Mümkün olduğunca çabuk... Tek gecelik bir ilişki... Bliss o kişiyi bulur ancak gerçekten gülünç bir bahaneyle onu yatakta bırakarak kaçar. Ertesi gün sınıfa giren yeni tiyatro öğretmeni ona çok tanıdık geliyordur. Bliss tam sekiz saat önce onu yatakta bırakmıştır... Yalnız... Çıplak...

Fincanımda Cola Var - Sadettin Ökten / YORUM


Ağır ilerleyen sindirerek okumak gereken kitaplar vardır ya bu da onlardan biriydi. Aynı zamanda öğretici idi. Bölüm bölüm ilerliyor ve bahsettiği kişi ve kavramlarla ilgili yanlarda kısa notlar var.

Geçmişin ve bugün kıyaslaması var çoğunlukla. Kaybolan değerlerimiz üzerine çıkarımlar yapılmış. Kullanılan kelimelerden halk dilinde kullanılmayanlar yine kenarda not olarak açıklanmış. Köşedeki bu bilgiler şahsen benim hoşuma gitti. Şöyle ki KPSS'den önce okumuş olsam sınavdaki 2 soru benim için çok basit sorular olurdu ancak sınavda bana pek basit gelmedi :)

Genel kültür için artık ders kitapları yerine bu tarz okumaya yönelmeliyiz sanırım. Sınav maratonu her yıl daha da zorlaşıyor çünkü. Bu konudan çıkmam zor olacak o yüzden yazıyı bitirmek istiyorum. Umarım herkes sınav için verdiği emeklerin karşılığını alır :)

Pabucumun Ajanı 2 - Asude / Yorum


Orijinal İsim: Pabucumun Ajanı 2
Yazar: Asude
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 655
Baskı Yılı: 2014

Kurumsal Kasıntılıktan Kurumsal Kocalığa terfi eden Tuna, ajanlıktan bihaberken zorunlu ajanlık yapan Deniz... Yine garip olaylar... Uranüslü Tuna ve Dünyalı Deniz'in ilginç hikayesi kaldığı yerden devam ediyor :)

Mert ve Yasemin'in hikayesi de bu romanda yer alıyordu ve çok eğlenceliydi. Tekin, en gizemli karakterdi, yazardan öğrendiğim kadarıyla Tekin'in hikayesi ayrıca yazılacak. Dikkat Aşk Çıkabilir karakterlerinin çok kısa da olsa bu romanda geçmesi güzeldi. Martin ve İlkim'in hikayesini de merak etmekteyim.

Tuna'nın laf dinlemeden atıp tutmaları, Deniz'in pes etmek için fırsat bekliyor görünümü veren halleri beni deli etti. "Kurumsal Odun" olmayı Tuna haketti bence. Büsbütünüyle ve Söyle kelimeleri başka bir anlam buldu sanki :) 655 sayfa kolay okunur mu derseniz böyle oldu mu kolay okunuyor.

Umut'un yarım yamalak konuşan hallerine bayıldım. Deniz'i ajan olmaya mecbur eden kişi ortaya çıkınca şok oldum. Yine de kahkaha atarak okuduğum bir roman oldu. Akıcılığı ve eğlencesi ilkine göre bir tık alttaydı.

Ve son olarak kapak... Yine kitaptan bir sahne... Bayılmıştım ilk gördüğümde ama şimdi daha anlamlı oldu. Ve aslında bavulda yazanlara eklenecek onlarca kelime var.

Hamuş - Sinan Yağmur (Aşkın Gözyaşları #4)


Orijinal İsim: Hamuş
Yazar: Sinan Yağmur
Yayınevi: Karatay Akademi
Sayfa: 288
Baskı Yılı: 2013

Sinan Yağmur'u okumayı hep sevmişimdir. Okurken bana kattığı çok şey olduğunu fark eder ve zamanı verimli kullandığım için sevinirim. Çünkü okurken de seçici olmak ve bize bir şeyler katacak şeyler seçmek önemli.

Öncelikle bunu serinin birinci ve ikinci kitaplarıyla kıyaslayamam. Onların yeri çok farklı. Ancak Hamuş'u okurken de zaman zaman gözlerim yaşardı. Okudukça günümüzdeki aşklar ne basit dedim durdum.


Allaha yönelmek, Allah aşkı gibi konulara yönelen bu roman ilk 3 kitabı okuyanların merak ettiği Hamuş kelimesini anlatıyor. Bir kelime deyip geçmeyin, ne derin anlamlar var o kelimede. Şems'in tasavvufun ilk Hamuş'unun Hallac-ı Mansur olduğunu Mevlana'ya anlatmaya başlamasıyla Hallac-ı Mansur'u tanımaya başlıyoruz. İlk 130 sayfada Şems ve Mevlana var, ilk ikinin hatırlatması gibi biraz bu bölümler. Benim hoşuma gitti. Okurken de okumaktan ziyade hissederek okumak gerek.

Pabucumun Ajanı - Asude / YORUM


Orijinal İsim: Pabucumun Ajanı
Yazar: Asude
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 504
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba

Asude'nin okuduğum ilk romanı ile karşınızdayım.

Deniz'in Uranüslü aşkı Tuna Üstüner ile olan diyalogları, onunla ve çevresindekilerle ilişkileri ana konuyu oluşturmakta. Tuna, Kurumsal Kasıntı, Kurumsal Öküz vb. lakaplara sahip. Tabii ki bu lakaplara kavuşması Deniz'in sayesinde oluyor. Bir de çılgın Deniz ajan oluyor. Daha doğrusu olmak zorunda kalıyor. Ne ajan ama pabucumun ajanı dedikleri kadar var.

Deniz ilginç bir karakter. Bazı noktalarda kendime benzettim. Tuna kasıntılıkta zirve yapmış ama sebepsiz değil bu durum. Deniz'in sırları ortaya çıkınca bakalım neler yapacak? Oldukça akıcı ve eğlenceli bir romandı. Benim çok beğendiğim bir roman oldu. Ne yüzeysel geçilmiş ne de ayrıntıya girilmiş, keyifle okunabilecek, dozunda bir roman olmuş. Kitaptaki hitaplar, benzetmeler yer yer kahkaha attırabilecek nitelikte.

Son olarak kapaktaki kızın ayakkabıları mor olsaymış cuk oturacakmış kapak.

İki Renk Aşk - Fatih Murat Arsal / Yorum


Herkese merhaba

Bu roman öncekilerden farklı olacak, hazırlıklı olun :) As karakterimiz 34 yaşındaki Vural. Zengin ama sıfırdan yükselmiş bir adam. Başından çok şey geçmiş, uzun yıllar yurtdışında yaşamış, farklı alanlarda çalışmış, firmaların kârlarını katlamış ve en son tüm birikimiyle birlikte Türkiye'ye dönmüş. Bursa'da yeğeni Gürkan'ın çalıştığı elektrik şirketine ortak oluyor. Ortağının kızı Aysun, o kız Vural'ı bir şekilde çekiyor. Hele yanlışlıkla da olsa o kız tarafından öpüldüğünü düşünmek ve o kızın yeğenine olan hisleri işleri karmakarışık bir hale getiriyor.

Aysun, 26 yaşında, Amerika'dan kesin dönüş yaparak ailesiyle yaşamaya başlayan bir kız. Babasının şirketinde çalışan Gürkan'a aşık ve onunla gelecek hayalleri kuruyor. Babasının yeni ortağı Vural'a Gürkan'ın amcası olmasına rağmen hiç ısınamıyor. Adamın gri saçları, yüzündeki ve boynundaki yanık onu bir şekilde çekici gösterse de ondan hoşlanmadığı konusunda inat ediyor. Hele bir de yanlışlıkla o adamı öptüğünü düşündükçe işin içinden hiç çıkamıyor.

Gürkan, kararsızlığın doruklarında takılan bir karakter, beni sinir etti. Ayça ziyan oldu gibi görünse de sonradan onun için bir umut doğdu. Aysun saf mı saf numarası mı yapıyor gibi düşüncelere kapılmanız normal, ben de aynı şeyi düşündüm ve davranışları sinirlerimi bozdu. Vural'a gelirsek adam gönüllerin kahramanı, iki renkli adam o. Olgun kişiliği ile diğer karakterler, dengeliyor. Vural'ın gri saçlarına, yanıklarına ve yanıkların oluşma sebebine girmeyeceğim. Can alıcı noktalar onlar. Okudukça anlayacaksınız zaten. Ama aşk engel tanımaz mesajını sevdim.

Konusunun Bursa'da geçmesi fazlasıyla hoşuma gitti. Doğal ve tarihi güzellikleriyle Bursa'yı okumak güzeldi. 

En aklımda kalan sahne Aysun ve Vural'ın yanlış hatırlamıyorsam bürolarının girişinde asılı tablolardan birine bakma sahnesiydi. Aysun'un incelemesi ve vardığı sonuç benim hoşuma gitti. Kızımızın akıllandığı sahne de diyebiliriz ona.

Vural'ın arkadaşları Selim ve Kara'ya gelecek olursak Kara, Yemin'deki karaktermiş. Selim'in birkaç aya kitabı çıkacakmış. Merakla beklenen karakter benim için. Aysun'un ablası Ayça'nın da ayrıca hikayesi yazılacakmış.

Hayallerin Kadar Yakın - Donna VanLiere / YORUM


Orijinal İsim: The Good Dream
Yazar: Donna VanLiere
Çevirmen: Gülfem Çırak
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa: 383
Baskı Yılı: 2014

Sarah Ivorie Walker, 30 yaşını geçmiş, babasından birkaç yıl sonra annesini de kaybdince koca evde yapayalnız kalmıştır. 6 abisi vardır ancak sadece Henry ile aynı kasabada yaşamaktadır. Henry, eşiyle birlikte Morgan Hill'de market işletmektedir.

Küçük bir kasaba olduğundan insanlar birbirine bağlı ve herkes birbirini tanıyor. Yaşadıkları kasabanın tepeleri var ancak tepelerde daha önce hırsızların yaşadığı ancak o sırada kimse yaşamadığı düşünülüyor ve kimse oralara gitmiyor.

Ivorie, George ile belki de ilk kez mutluluğu yakalayacağına inanıyor, köpeği Sally ile de mutlu. Her şey yolunda giderken evinin bahçesinde sıska, konuşmayan ve berbat halde bir çocuk yakalıyor. Bahçesinden eksilen sebzelerin bu çocukla ilgili olduğunu fark ediyor, onu doyuruyor ve tepelerde yaşadığını anlıyor. Bu noktadan sonra verdiği karar, bir kadının ne kadar cesur olduğunu kanıtlarken, sırların ortaya çıkmasına ve her şeyin tersine dönmesine sebep oluyor.

Çocukla ilgili sırrın okuyucu açısından ortaya çıkması iyiydi ama eksik bir kitaptı bence. Havada kalan yerler vardı, az daha ilerleyebilir veya biraz ayrıntı katılabilirdi. Dediğim gibi bu hali eksik kaldı benim için. Sonu dışında okumaktan keyif aldım. Kapakta da yazdığı gibi "Yüreğindeki Işığı Kaybetmeyenlerin Hikayesi" fazlasıyla etkileyiciydi.

Kadife dokulu kapak çok hoştu. Kapaktaki şişeler bile romanda anlam buldu. Novella'nın puntolarını da seviyorum zaten, rahat okunuyor :)

ARKA KAPAK

Yüreğindeki ışığı kaybetmeyenlerin hikâyesi...

1950'lerin Tennessee'si... Kasaba halkı tarafından kız kurusu olarak görülen Ivorie Walker, anne ve babasının ölümlerinin ardından büyük bir yalnızlığa gömülür. Her ne kadar bağımsız görünmeye çalışsa da hayatı boyunca tek başına kalmaktan korkmaktadır.

Bir gün bahçesini mahveden kirli suratlı, sıska bir çocukla karşılaşır ve bu çocuğu bir türlü aklından çıkaramaz. Onu, başkasının bahçesinden bir şeyler çalıp yemeye itecek çaresizliğin nedenini, yaşadığı tepelerde neler çektiğini merak eder. 

Bu çocuk kimdir? Tepelerde ne işi vardır? Nereden gelmiştir? 
Ve en önemlisi, Ivorie onu kurtaracak bir şey yapabilecek midir? Sorularına cevap bulmak için her şeyi göze alan Ivorie, sırların gömülü kalmasını tercih edenlerle dolu kasabasında büyük bir fırtınaya yol açmak üzeredir. Ivorie ve küçük çocuk acaba bu fırtınaya rağmen ayakta kalabilecekler midir? 

"Bir kadının yaralı küçük bir çocuğu kurtarmak için duyduğu sevginin, adanmışlığın ve gösterdiği cesaretin hikâyesi… Donna VanLiere 1950'lerin güneyini, zamanın masumiyeti ve kötülüğü içinde inandırıcı bir şekilde yeniden yaratmış. Çok güzel bir hikâye…" 
-Kathleen Kent-

"Hayallerin Kadar Yakın, hiç alışılmadık bir şekilde birbirlerini kurtaran insanların muhteşem öyküsü. Bu kitapkalbinizi fethedecek."
-Jenna Blum-

"Hem iç acıtıcı hem de kurtarıcı, Hayallerin Kadar Yakın, sevgi gibi böylesine büyük bir gücün bir yaşamı nasıl değiştirdiğini gösteriyor."
-Katherine Howe-



MİM: Kitap Tag #8


Sevgili Hayalperest beni mimlemiş. Teşekkürler :) Fırsat bulmuşken hemen yapmak istedim :)

1- Okumak için evde belli bir yerin var mı?
Evde, toplu taşıma araçlarında hatta sıra beklerken kısaca her yer uygun bana.

2- Ayraç mı yoksa rastgele bir kağıt parçası mı?
Yakınımda ayraç yoksa etraftaki kağıtlardan da koyduğum olur ama ayraç olur çoğunlukla.

3- Okumayı belirli bir zamanda mı durdurursun yoksa belirli bir bölümde ya da bölüm başında mı durdurursun? 
Bölüm başına gelmeye gayret ederim ama acele bir iş varsa olduğu yerde de bırakabilirim.

4- Okurken yemek yemek mi, bir şeyler içmek mi? 
Hem yer hem içerim, dikkatim dağılmaz.

5- Okurken televizyon seyretmek mi, müzik dinlemek mi?
Tv izlemem pek o yüzden öyle bir sorun olmuyor, müzik dinlemem çünkü aklım şarkıya kayabiliyor.

6- Tek seferde bir mi yoksa birden fazla kitap mı?
Birkaç ay önce olsa tek derdim ancak şimdilerde birden fazla olabiliyor.

7- Evde mi yoksa herhangi bir yerde mi okumayı tercih edersin?
1. soruda açıkladığım gibi müsait olduğum her an her yerde olabilir.

8- Kafanın içinde yüksek sesle okuma mı yoksa sessizce okuma mı?
Sessiz.

9- Sayfaları atlar mısın?
Genelde atlamam, atladığım 1-2 tane vardır en çok onda da muhtemelen zamanlamam yanlıştı çünkü genelde kendimi zorlayıp bitiririm.

10- Ciltli mi karton mu?
Ciltli evet güzel ama öyle bir ayrım yapmam.

11- Yazıyor musun?
Uzun yıllar önce şiir, öykü, roman denemelerim olmuştu. Nette hiçbirini paylaşmadım. İlerde onlarla ilgili planlarım var tabii ki :)

Ben de Meltem ve Şefika'yı mimledim

Hayata Uyanmak - Mary E. Pearson (Jenna Fox Chronicles #1)


Jenna Fox, bir yıldan fazla bir zaman önce kaza geçirmiştir. Uyandığında hafızası bomboştur. Annesi Claire ve büyükannesi Lily ile birlikte California'da yaşayan Jenna, annesinin isteğiyle kendi doğumundan itibaren yıllık olarak çekilmiş kamera kayıtlarını izlemeye başlar. Birkaç hafta sonra iki arkadaşı olduğunu hatırlar. Ufakta olsa bazı anılar netleşir. Netleşen bu anılardan sonra kalanları öğrenmek için çabalar.

Okula gitme baskısı kuran Jenna'yı annesi sonunda evlerine yakın ekosistem üzerine ders veren bir okula yazdırır. Okuldan Ethan ile arkadaşlıkları kısa sürede ilişkiye dönüşür. Aynı zamanda Allys ile de yakın arkadaş olmuştur. Bir yandan çocukluk videolarını izlemeye devam eden Jenna çenesindeki izin kaybolduğunu fark eder ve izin oluşma sürecini hatırlar. Bundan sonrası Jenna için kendisine neler olduğunu öğrenme ve gizemlerden kurtulma vaktidir.

Bu romanı okuyup etkilenmemek mümkün değil. Jenna'nın olanları öğrenmesiyle siz de şok oluyorsunuz ve vay be kurguya bak diyorsunuz. Aşırı sürükleyici olduğunu söylemem gerek. Yazar ne yazsa okurum dediklerim arasına girdi bu romanıyla. Akıcı, heyecan içinde geçen bir roman arıyorsanız Hayata Uyanmak diye bir seçeneğiniz olduğunu bilin :)

Kocan Kadar Konuş - Şebnem Burcuoğlu / Yorum


Orijinal İsim: Kocan Kadar Konuş
Yazar: Şebnem Burcuoğlu
Yayınevi: Dex Plus
Sayfa: 220
Baskı Yılı: 2014

2014'ün çok satanlarından biri olan Kocan Kadar Konuş yazım oldukça geç kaldı, farkındayım. Ama biriken yazıları düzenleyip yayınlamak zaman alıyor. Yaz tatilinde okumuştum ancak yayınlayabildim bu yüzden. Ne demişler geç olsun güç olmasın :)

Efsun, kitap yayıncısı, 30 yaşını doldurmasıyla birlikte ailenin dikkatini üzerine çeker. Hala kendi halinde takılmaktadır ve bekardır. Peki ailesi ne yapar tabii ki evlilik baskısına başlar. İzmirli aile İstanbul'da yaşamakta. Anne Gönül, baba Oktay, kardeşler Tuğçe ve Ceren, anneanne Peyker, teyze Nur, kuzenler Alara ve Merve, büyük teyzeler Üresin ve Türesin. Bunların hepsi 4 katlı bir aile apartmanında yaşamaktalar.

Kokoş kardeşleri ve kuzenlerinin yanında Efsun sade olmayı sevmektedir. Sabahattin Ali ile ilginç bir diyalog halinde, ben bu diyaloglara bayıldım :) Birkaç sevgiliden sonra karşısına çocukluk aşkı Sinan çıkar. Olmadık bir zamanda ve olmadık bir yerde... Sinan'da değişik taktikler deneyen Efsun acaba neler yaşayacak ve başarılı olabilecek mi? Bakalım :)


Bol eğlenceli ve akıcıydı. Nasıl başladım nasıl bitti hiç anlamadım. Kapak zaten efsane oldu ancak biraz daha kalın yapılsa, çabucak yıpranıp kıvrılmaz daha iyi olur bence :) Kaliteli, eğlenceli romanlara ihtiyacımız var gerçekten. He bu arada filmi çekiliyor, 20 Mart'ta vizyonda olacak. Kadrosunu gördükten sonra oldukça merak ettiğim bir film oldu. Fragman çıksın bir gidilecekler arasında yer alacak mı bakacağım :)

ARKA KAPAK

"Türkiye'de kadınların DNA'larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. 'Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş' atasözü, anneannem Peyker'in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30'una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok!"

Evli misin?
Ya nişanlı?
Sevgilin var mı?
O da mı yok!
Yaş kaç?
Hmm. Anlaşıldı.

Sen en iyisi bu kitabı bir oku. Yalnız değilsin Türk kızı! Senden çok var -ay bunu da yanlış anlayıp trip atarsın sen şimdi. Yok, öyle demek istemedik. Ailen, çevren, eşin-dostun-arkadaşınkankan, hepsi evlilik lafı ediyor değil mi? Ama zor iş.

Koca bulmak ÇOK zor iş arkadaş…

Bir Milyon Güneş - Beth Revis (Evrenin Ötesi #2)


Orijinal İsim: A Million Suns
Yazar: Beth Revis
Çevirmen: Ayça Sağlam
Yayınevi: Olimpos Yayınları
Sayfa: 424
Baskı Yılı: 2012

Herkese merhaba. Aslında bu kadar uzatmayacaktım ama yine yazılar birikti, ister istemez arası açılıyor. Gelelim Evrenin Ötesi serisinin 2. romanına. İlkinden daha heyecanlı ve yine ilkinden daha merakta bırakan bir romandı. Akıcı, sürükleyici ne derseniz deyin siz, başlayan bitirmeden rahat edemiyor :)

Serinin ilk kitabının sonunda gemidekilere verilen Pyhdus uygulaması kalkmıştı. Artık insanlar robot gibi yaşamayacaktı. Bunda halk bu etkilerden kurtulmuş ve bireysel düşünceler ile gemi günden güne kaosa sürüklenmektedir. Amy'nin çözülmesinin üzerinden 3 ay geçmiştir ve her gün ailesini ziyaret etmektedir. Gemiyi benimsemeye başlamıştır. Çırak ile işler karışıktır. Çırak lider olduğundan ve gemide işler ters gittiğinden fazla görüşemez olmuşlardır.

Dondurdukları önceki çırak Orion'un Amy için bıraktığı videolar ve ipuçları onları gerçeğe adım adım yaklaştırmaktadır. Ve Orion seçimi Amy'nin yapmasını istemiştir.

Bu ilkinden daha heyecanlıydı. Amy-Çırak yakınlaşması, sürekli önlerine çıkan engeller, gerçekle başa çıkma çabaları, öğrendikleri sır ile ne yapacaklarını kestirmeye çalışmaları, çok sürükleyiciydi. Hele sonu, sonrakine hızlıca başlamamızı sağlayacak cinsten. Mümkünse seri olarak alın ki sonra alana kadar merak etmeyesiniz :) Söylemedi demeyin.

NOT: BKM'de yanlış hatırlamıyorsam 6.90 TL'ye satılıyor şu an. Sönmez'deki şubeden bakın muhakkak.

ARKA KAPAK

Godspeed yalanlarla besleniyordu, 
Şimdi ise kaosla yönetiliyor.

Amy'nin uyandırılışının üzerinden 3 ay geçmişti. Onun için dünyadaki eski bildik yaşamı artık çok gerilerde kalmıştı. Nereye baksa uzay gemisi Godspeed'in tutsak edici duvarlarını görüyordu. Ama ümidini yitirmemişti: Artık Çırak geminin lideriydi ve hayallerini hayata geçirebilmekte özgürdü. 

Ama Çırak gemiyle ilgili korkunç gerçeği öğrendiğinde o ve Amy yüzlerce yıl önce hazırlanmış bir bulmacanın parçalarını bir araya getirmek için zamana karşı bir yarışa girmek zorundalar. Bu zorlu yolda ilerlerken beraber çalışıyor olmaları onları birbirlerine yaklaştırırken gemide büyüyen kaos ise uzaklaştırmakta. 

Bu kez Revis'in ustalıkla ördüğü tüm gerilim, aksiyon, romantizm, yalanlar ve birleştirilen bulmacanın parçaları tek bir finale işaret ediyor: Gemiyi bir an önce terk etmek zorundalar. 


Bu tehlikeli uçuşa devam etmeye hazır mısınız?

MİM: 20 FACTS ABOUT ME


Sevgili arkadaşım Yamakdan/Burçin tarafından mimlenmişim. Bakalım hakkımda 20 tane ne bulabileceğim :)

1. Bursa doğumluyum ve Bursa'da yaşamaktayım.
2. Mayıs doğumluyum. 
3. İlkbahar benim için başkadır.
4. Boğa burcuyum ve genel olarak burcumun özelliklerini taşırım.
5. Uğurlu sayımın 6 olduğuyla ilgili bir inancım var. Biri sayı sorarsa önce 6 derim.
6. Pembe en sevdiğim renktir.
7. 90'lı yılların şarkıları deyince aklıma ilk Yonca Evcimik-Abone gelir.
8. Rahmetli Kerim Tekin'i severdim ve hala severek dinlerim.
9. KPSS A ile cebelleşenler arasındayım.
10. Kitap okumak ve seyahat etmek vazgeçilmezlerim arasındadır.
11. Son 2 yılı aktif olmak üzere 5 yıldır blog yazarıyım.
12. Bir süre takı tasarımı yapmıştım.
13. Geçmiş yıllardaki kadar fanatik olmasam da Galatasaraylıyım.
14. Tersime denk gelene kadar dünyanın en iyi insanıyımdır. Tersim fenadır.
15. Evde olmasa da 7 yıldır beslediğim bir kedim var.
16. Türkiye başta olmak üzere İngiltere, Amerika, İtalya, Fransa, Şili, İsviçre gibi gezmeyi istediğim ülkeler var. İnşallah nasip olur.
17. Üstüme titrenen bir çocuktum, doğal olarak şımarıktım ancak büyüdükçe kendimi toparladım. Bu yüzden siz siz olun çocuklarınızı aşırı şımartmayın. Toparlaması zor oluyor :)
18. Bolca güvenip çok kazık yemişliğim vardır. Bu yüzden kolay kolay kimseye güvenmem. Güvendiğim kişiyi de kolayca hayatımdan çıkarmam.
19. Fazla düşünürüm. Bu yüzden arada kafayı yemekten korkarım :)
20. Lise yıllarında fazlaca şiir, öykü, roman yazmışlığım vardır ancak o dönemde bu kadar gelişmiş teknoloji ve imkan olmadığımdan sadece arkadaşlarıma okuturdum. Gelecekte onları toparlayıp yayınlama gibi bir hayalim var.

Yeşil Maviyle Yaşam ve Çay Geçen Hanı bloglarının sahibi Şerife ve Seda'yı mimliyorum :) 


Yalnızlığa Çare Bulundu - Suri Rosen / Yorum ve Çekiliş


Orijinal İsim: Playing With Matches
Yazar: Suri Rosen
Çevirmen: Şafak Tahmaz
Yayınevi: Parodi Yayınları
Sayfa: 272
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba

Öncelikle ilk defa çöpçatanlığı konu alan bir şey okudum. Eğlenceli, keyifliydi. İyi ki turunu yapmışız.

Raina, 16 yaşında, liseye giden, New York'taki okulundan atıldığı için teyzesinin yanına yaşamaya gelmiştir ve orada okula başlamıştır. Eski okulunu ve arkadaşlarını özleyen Raina bu okulunda bir türlü arkadaş edinemez. Otobüs yolculuğu yaptığı sıralarda beraber oturduğu kızıl kafalı kızın yani Tamara'nın okuduğu kitapları yanında oturdukça okumaya başlar. Böylece bir süre sonra aralarında güzel bir arkadaşlık başlar. Tamara ile yaptığı bir muhabbet sonucu kendini çöpçatanlık yaparken bulan Raina'nın çöpçatan mail adresinin duyulmaya başlamasıyla eş arayan onlarca kişi kendisine mail göndermeye başlar ve yapayalnız hayatında ablasını düşünerek bu işe girer. Raina'nın tesadüf eseri başladığı bu iş tüm vaktini alsa da ona farklı bir bakış açısı kazandırır.

Mail adresine gelen mailler ve Rain'in verdiği cevaplar, hedefe yönelik çalışması, okuldaki durumu kritik olduğu halde vaktini umutsuz insanların mutluluğu için kullanması bence hoştu. Dili oldukça yalın. Akıcı bir roman. Başlayan bitirmek istiyor bir an önce. Romanın kısa olması da çabuk bitmesinde bir etken. Kapağı da zaten gördüğünüz gibi şirin mi şirin. Bir de ayracı olsa süper olacaktı bence.

ARKA KAPAK

"Ya kaderiniz hiç beklemediğiniz birinin ellerindeyse?"

Belki o da uzakta bir yerlerde farkında olmadan seni bekliyordur. Belki de şu an yanı başındadır ve sen onu göremiyorsundur. Ya da oradadır, biliyorsundur bir adımını beklediğini. Bir adım, sonra bir adım daha… Korkma, artık yalnız değilsin! Aşk var yanı başında! 

"Kıpır kıpır, eğlenceli ve sürükleyici bir hikâye." 
-Kirkus Reviews-

"Hayatta her an karşımıza çıkabilecek olayları konu alan bu büyüleyici hikâyede herkesin anıları canlanacak." 
-School Library Journal-

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway


Yalnızlığa Çare Bulundu - Suri Rosen / Alıntılar ve Çekiliş


Turun ikinci gününden herkese merhaba. Raina'nın çöpçatanlıklarını okumak çok keyifliydi. Sizi bekletmeden alıntılara geçeyim. Umarım hoşunuza gider. 








ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway


Kiralık Eş - Christine Bell (For Hire #1)


Orijinal İsim: Wife for Hire
Yazar: Christine Bell
Çevirmen: Pınar Polat
Yayınevi: Nemesis Kitap
Sayfa: 352
Baskı Yılı: 2014

Lindy, borca batmıştır. O dönemde gördüğü bir ilana başvurur ve ilanı veren Owen ile görüşürken 3 haftalığına evlilermiş gibi rol yapacaklarını öğrenir. Bu anlaşmayı kabul eden Lindy, 3 haftanın sonunda 20.000 dolar alacaktır. Bu sayede borçlarından kurtulacak ve hayata yeni bir başlangıç yapacaktır.

Owen, kız kardeşini dolandıran ve dünyasını mahveden adamdan yani Nico'dan intikam alacaktır. Bunun için ona 3 haftalık bir eş lazımdır. Verdiği iş ilanı sonrası en akla yatkın aday Lindy'dir ve oyun başlar.

Konusu oldukça klasik ancak yazarın tarzını, kurgusunu sevdim. Sonlarda biraz fazla hızlı ilerliyor konular ama baştan sona akıcı bir romandı. Kapağı ilk gördüğümde hoşuma gitmişti. Zaten pembe olan her şey benim kabulüm :)

Yazarın yeni kitabı "Sürpriz Balayı" adıyla aralık ayında satışa çıktı. Bu seriye ait bir kitap değil. Serinin 2. kitabı ne zaman çıkar bilmem ama Sarabeth'in hikayesi için meraktayım. Bir an önce çıksa da okusak :)

ARKA KAPAK

Gazetelerdeki iş ilanlarının sürekli takipçisi olan Lindy Knight, gırtlağına kadar borca batmıştır. Sıradan bir işin kendini kurtarmasına yetmeyeceğini bilse de, aramaya devam eder ve bir gün, ilginç bir ilanla karşılaşır. 

Üç haftalık bir pozisyon için, yeterli oyunculuk deneyimine sahip, 25-35 yaşlarında hoş bir kadın aranıyor. Dizi ya da film oyuncuları başvurmamalıdır. Tam üç hafta boyunca 7 gün 24 saat ulaşılır olmak karşılığında ücret net 20,000 Dolar'dır. Başvuracak kişinin seyahat engeli olmamalıdır.


İlk başta garip gelen bu ilan, ödemesi gereken borçları hatırladığında, bir çıkış kapısı gibi görünmeye başlar. Lindy, hayatının en cesur hamlelerinden birini yapacak ve bu işi kapmak için harekete geçecektir.



Çiçek Kızlar - Nehir Erdem (Nehir #1)


Orijinal İsim: Çiçek Kızlar
Yazar: Nehir Erdem
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa: 656
Baskı Yılı: 2014

Birbirlerine akrabalık bağları dışında gönülden bağlı iki kuzen...

Nergiz, çılgın olan, aniden sinirleniyor, sevdiklerine aşırı bağlı, deyim yerindeyse toz kondurtmuyor. 17 yaşında yaşadığı çok kötü bir olay onu fazlasıyla değiştiriyor. Olayı sindirdikten sonra işi komikliğe, konuşmaya vuruyor ama bir tarafı hep yaralı. Aşka olan inancı bitmiş ve erkeklere güveni sarsılmış olarak hayatına devam etmeye çalışıyor.

Yasemin, sakin olan, Nergiz'i dengeleyen kişi de diyebiliriz. İstemeyerek yaptığı evlilik onu boğmaya başladığında boşanmanın ardından Nergiz ile ayrı eve çıkar ancak kendine güveni sarsılmıştır.

Bu iki kuzen yaralarını birbirlerinin destekleriyle onarmaya çalışırlarken hayat bir gün karşılarına Soner ve Erkan'ı çıkarır. İşler bu ikili romana giriş yaptıktan sonra oldukça karışıyor :)

Roman Ankara ve İstanbul olarak iki bölüme ayrılmış. Zaman zaman argo kelimeler kullanılmış, argo sevmeyenleri rahatsız edebilir. Kapak kızlara çok uygundu, hatta bir sahneyi okuyunca aynı kapaktaki sahne dedim. Ayraç on numaraydı zaten :)

Redakte anlamında beklentimin altında kaldığını söylemek isterim. Dikkat dağıtıcı noktalar oldukça fazlaydı.

MİM: High School Musical Book Tag

Herkese merhaba

Kitap İklimi beni etiketlemiş. Ben de elimden geldiğince yapmaya çalışacağım. Teşekkürler Pınarcım :)

1. Yeni Bir Şeye Başlangıç - Yeni  favori tür / yazar / seri?

Fantastik pek okumazdım. Son zamanlarda sıkça okumaya başladım. Yeni keşfettiğim yazarlardan biri Scott Lynch. Seri ise Meral Kır'ın Sancaktarlar serisi.

2. Öyle bir kitap arıyorum ki - içinde istediğim her şey var?

Nedense bugünlerde sürekli Beth Revis - Evrenin Ötesi aklıma geliyor. Aksiyon, aşk vb. konular işleyen bir bilim kurgu romanı hatta serisi. Serinin diğer kitapları da oldukça iyiydi.

3. Muhteşem - En büyük divanın olduğu bir kitap?

Düşününce ay evet bu benim için divaydı diyemem ama okuduğum kitaplara bir göz gezdirdim. Uzun zaman önce okuduğum Aimee Carter'ın Tanrıça serisindeki Kate hoşuma giden bir karakterdi. Henry ile de alakalı sanırım aklıma onun gelmesi. İkisi gerçek bir ikiliydi bana göre.

4. Mevcut durum - Klişeye meydan okuyan bir karakter?

Daha yeni Asude - Pabucumun Ajanı'nı bitirdim. Deniz oldukça sıradışıydı ve ilk o geldi aklıma.

5. Erkekler geri döndü - En iyi bromance?

En iyi diyemem ama aklıma ilk gelen Ali oldu. Yakında Alim'i okuduğumdan sanırım. Sedat, Ali ve Bekir demek gerek bu soruya. Kim bunlar diyenler için Işıl Parlakyıldız'ın Duygu ve Ali'm kitaplarını öneririm.

6. Ne Zaman – Favori  yaz okuman?

Favori yaz okumam bu yaz okuduğum Aslı E. Perker - Sufle kitabıydı.


7. Her gün - Eğer hayatının geri kalanında her gün bir kitap kapağına bakman gerekseydi, hangisi olurdu?

Son zamanlarda hoşuma giden kitap kapaklarından biri bu. Serinin ilk kitabına aşırı hayran olmamıştım ama kapakları güzel en azından :)

8. Sadece Seninle Olmak İstiyorum – Elinden bırakamadığın bir kitap?

Elimden bırakamadığım bir kitap yok. Olsaydı hangisi olurdu diye düşününce de aklıma bir şey gelmiyor malesef.

9. Çığlık - Seni hayal kırıklığına uğratan bir karakter?

Pınar'ın da dediği gibi Selvi Atıcı - Kimliksiz'deki Deryal bir sahne sonrası acayip hayal kırıklığı oldu benim için.

10. High School Musical - En sevdiğin kurgusal okul?

O tarz okumam. O yüzden soruyu geçeceğim.

11. Humuhumunukuapua – Okuduğun en saçma kitap / sahne / karakter?

En saçma kitap Beklediğim Sendin idi. Sahne ve karakter olarak aklıma bir şey gelmedi.

12. Bahar Müzik Potpurisi – Mutlu son ?

Mutlu son olmadan olur mu hiç? Sevdiğim çok mutlu sonlu kitap var ama yakınlarda okuduğum Burcu Demet - Sahra'nın mutlu sonla bitmesine sevinmiştim. Kız ne çekti diyerek okudum çünkü kitabı.


ETKİNLİK: Kendi Kitabını Yarat


Sevgili Part of the Book beni etiketlemiş. Ben de bekletmeden yapmak istedim. Teşekkür ettim kendisine. Bu mim vb. şeyler çok hoşuma gidiyor :) 

1) Bir kitap yazmaya karar verdiniz. Türü ne olurdu?
Lise yıllarımdan beri çeşitli denemelerim oldu ama sanırım fantastik yazardım.

2) Bu kitabı bir serinin başlangıcı mı yoksa bağımsız bir roman şeklinde mi yazardınız?
Muhtemelen seri olurdu.

3) Kitabınızın baş karakterinin yada karakterlerinin isimlerini ne/neler koyardınız?
İsim hiç düşünmedim ama orijinal olsun diye kasmazdım.

4) Her yazarın etkinlendiği başka yazar yada yazarlar mutlaka vardır. Peki sizinkiler hangileri?
Tartışmasız Dostoyevski olurdu.

5) Kitabınızın nerede geçiyor olmasınız isterdiniz? (Hangi ülke,şehir,köy vs). Ya da kitabınız kurgusal bir dünyayı anlatıyorsa orası nasıl bir yer olurdu?
Ben olmayan bir yer hayal eder, öyle yazardım.

6) Kitabınızı ilk olarak kime imzalayıp verirdiniz?
Kardeşime imzalardım. Çünkü danışmanım gibi kendisi. Her şeyimi çekiyor :) İlk imzayı hak eder diye düşünüyorum. 

7) Gelelim en önemli soruya, kitabınızın ismi ne olurdu?
Wuuu bu zor bir soru. Bunu geçelim :)

8) Sizce kitabınızı en güzel şekilde anlatan 3 kelime ne olurdu? 
Sıradışı, düşünmeye ve araştırmaya sevk eden bir kitap olurdu. Yani öyle olmasını isterdim.

Ben de Kitap Meltemi ve Yamakdan'ı mimledim.


Sahra - Burcu Demet / Yorum


Orijinal İsim: Sahra
Yazar: Burcu Demet
Yayınevi: Postiga Yayınları
Sayfa: 568
Baskı Yılı: 2014

Ülkesinden daha 10 yaşında bir çocukken koparılan 19 yaşında dönüş yapan erken olgunlaşmak zorunda kalmış, iyi eğitim almış, sevilmekten korkan, güzeller güzeli Sahra... İçten içe çocukluğundan beri abisi Levent'in en yakın arkadaşı Mirza'ya aşık.

Mirza, intikam planlarıyla hayatını değiştirmiş bir adam. Dostu Levent'in yaptıklarını hazmedemiyorken bir partide gördüğü Sahra'yı ani bir öfkeyle planına dahil ediyor. Aklında ona karşı bir şeyler hissetmek hiç mi hiç yok.

Sahra Mirza'ya sahip olmayı hiç hayal etmemişti. Tek istediği ona ait olmaktı...

Baştan sona Sahra ne çekti diyerek okudum. Mutlu olmayı bile kısa süreliğine istiyor. Çünkü onun hayatı fazla karışık ve ne zaman çağrılacağı, ne zaman gitmek zorunda kalacağı belli değil. Rahatsız olmak için fazlaca nedeni var. Mirza ise Sahra'nın sırlarını öğrendiğinde işler değişiyor.

Başladığımda biraz sıkılsam da ilerledikçe tempo arttı. Sonra da aktı gitti zaten. Şaşıracağınız sahneler fazlasıyla mevcut. Düz yazılmış bir aşk romanı değil sadece bu. Aksiyon var, bol bol sır var. Mirza ve Sahra'nın anlatımıyla yazılmış roman ama Mirza'nın anlatımı ön planda.

İlk baskıdaki kapağa göre bu kapağı daha çok beğendim. Hele janjanlı kısım en hoş olan kısım. Dövme ne alaka derseniz o da kitaptaki sırlardan biri. Benim severek okuduğum bir roman oldu. Yazarın yeni kitabı Cambaz çıkmak üzere. Gecem ve Aktan'ın hikayesini okuyacağız. Herkese duyurulur.

ETKİNLİK: Şimdi Mevsimi

Herkese merhaba

Yeni bir mim ile karşınızdayım. Kitap Meltemi beni mimlemiş. Gördüğüm gibi yapmak istedim. Teşekkürler Meltemcim :)

1-Kışın okumalık favori bir kitabın var mı? 

Son zamanlarda okuduğumdan aklıma Hiçliğin Kıyısında geldi. Kapağıyla ilgili sanırım. Yoksa içerik kışlık değil :)

2-Kapağı mavi olan bir kitap?

Aklıma ilk "Tatlı Sır" geldi. Gerçi o hafiften turkuaz :)

3-Yılbaşı ağacında yıldız olarak kullanabileceğin bir kitap? 

Konusu da çok uygun Debbie Macomber - Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var'ı koyardım.

4-Kış tatili için mükemmel olan kurgusal dünya?

Ne alaka diyebilir okuyanlar ama aklıma hemen Evrenin Ötesi serisi geldi.

5-Birlikte kış tatiline gidebileceğin bir kitap karakteri? 

İki Hayat Arasında'nın Sabine'i ile gidebilirdim. O bana iki hayatını anlatırdı falan ben de güzelce dinlerdim :) Eğlenceli bir tatil olurdu bence.


6-Bu sene için listende olan bir kitap?

John Fowles - Koleksiyoncu listemdeki kitaplardan sadece biri :D

7-Favori tatil içeceğin, atıştırmalığın ve filmin?

Yazları kolayı tek geçerim, kışları sıcak çikolatayı :) Favori atıştırmalığım ise susamlı çubuk. Favori filmim diyemem sevdiğim çok film var ama 2008 yapımı olan Benim Hırçın Sevgilim favorilerimden biri.

***Yapmak isteyen herkesi mimledim :) 


Kağan Parfümeri Yılbaşı Alışverişi


Herkese merhaba

Yılbaşı indirimlerinden aldıklarımı yazmak için biraz geç kalmış olabilirim ama yine de bu da burada dursun :) 

Kağan Parfümeri Bursa kuruluşlu mağazalardan biri. Websitesine baktım sadece Bursa'da mağazası var ama online alışveriş imkanı olduğundan her yere kargoyla gönderim yapılıyor.

Ben Loreal'in %50 indirimi için girmiştim. Loreal Lumi Magique Aydınlatıcının yanısıra Maybelline The Colossal Kajal Göz Kalemi ve Clinique Eye Refresher Göz Çevresi Bakım Seti de alıverdim. Clinique %25 indirimde idi. Oldukça güzel bir alışveriş oldu benim için. Özellikle Bursalılar indirimleri takip ederse Kağan'dan güzel fiyatlarla istedikleri ürünleri alabilirler :) 

Son olarak Clinique setinin içinde orijinal boy All About Eyes Göz Kremi, 3.5 ml. High Impact Maskara, 30 ml. Take The Day Off Göz ve Dudak Makyaj Temizleyicisi. Mor bir kozmetik çantasının içinde bu ürünler, çantayı çok beğendim. 

Ürünleri kullandıkça yazacağım ve instagram hesabımdan da paylaşacağım. Şimdilik hoşça kalın :)

NOT: Eklips sünger Gratis'ten alınmıştır :)


Tersyüz - Amy Harmon / Yorum


Orijinal İsim: Making Faces
Yazar: Amy Harmon
Çevirmen: Arzu Altınanıt
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa: 376
Baskı Yılı: 2014

Duygusallığın doruğa ulaştığı anlar olur ya hani. İşte bu romanı okurken bu durumu sık sık yaşadım. Farklı bir romandı.

Ambrose Young, 18 yaşındadır ve lise öğrencisidir. Hannah Lake kasabanın şampiyon güreşçisi ve gurur kaynağı, okulun en iri yarı ve çekici çocuğudur.

Fern Taylor, kendini 18 yıldır hiç güzel bulmamuştır. Çocukluğundan beri Ambrose'a aşıktır. Platonik bir aşktır onunki. Kas distrofisi olan kuzeni Bailey ile beraber büyüyen ve onun en büyük yardımcısı olan Fern, en yakın dört arkadaşı ile savaşa giden Ambrose'un savaştan sağ salim döneceğini öğrendiğinde ölenler için üzülse de içten içe sevinmiştir.

Aylarca hastanede tedavi edilen ve kasabaya dönen Ambrose içine kapanmıştır ve savaşın izlerini yüzünün sağ tarafında taşımaktadır. Fern ile karşılaştığı gece ikisinin de aklında savaşa gitmeden önceki gece vardır. Fern'in ilk öpücüğü... Ve her şey tersine dönmüştür. Ambrose yüzündeki ve ruhundaki yaralarla kendini çirkin hissederken, Fern diş tellerinden kurtulmuş, saçlarını uzatmış, serpilmiş, güzelleşmiştir. Çekici biridir artık.

Yazarın kurgusuna hayran kaldım. Araştırılmış ve fazlasıyla emek verilmiş olduğu öyle belli ki okurken oturmayan bir nokta olmadığını net bir şekilde görebiliyor insan.

Umut ışığı bulmaya muhtaç iki kişinin yollarının kesişmesi, Bailey'nin hastalığına rağmen sağlam duruşu ve çevresindekilere olumlu etkileri, kitabın başında ikiz kulelere yapılan saldırının yer alması, kitaba serpiştirilmiş çocukluk ve askerlik anıları, hepsi çok güzeldi.

Ambrose'un Grant, Paulie, Beans ve Jesse'in ölümüyle ve kasaba halkıyla yüzleşmesi, arkadaşlarını anmak için seçtiği yol en beğendiğim bölümlerdi.

Dolu dolu bir romandı. İsmi cuk oturmuş diye düşündüm kitabı bitirdiğimde, kapağı da aynı şekilde. Kapağın parlaklığı da ayrıca hoşuma gitti.

Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var - Debbie Macomber


Orijinal İsim: Christmas Letters
Yazar: Debbie Macomber
Çevirmen: Nilgün Birgül
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa: 226
Baskı Yılı: 2014

Yeni yılın ilk postundan herkese merhaba :) Benim için yeni yılın ilk kitabı Kar Tanelerinin Bir Bildiği Var idi. Okuduğum ikinci Debbie Macomber kitabıydı bu ve ilki gibi bunu da çok sevdim.

Yazar yeni yılı eğlenceli bir şekilde işlemiş. Aşkın yanısıra yanlışları kabulleniş gibi noktalar yer alıyordu. Zıt kutuplar birbirini çeker söyleminin roman hali olmuş :)

Kitabın kapağına ilk gördüğümde bayılmıştım. Kabartmalı, küçüklü büyüklü kar taneleri var. İçeriğe çok uygun bir kapak olmuş. Redakte minik hatalar dışında gayet iyiydi. Novella'nın büyük puntolu kitaplarını zaten severim :) Okumayı rahat bir şekilde, keyif alarak yapmayı sağlıyor.

Kitabın konusuyla ilgili ek bir şey yazmayacağım. Arka kapakta yeterli bilginin var. Akıcı ve eğlenceli kitap arayışındaysanız tavsiye ederim. Mutlu akşamlar.