Aşk Tutulması - Christie Ridgway / Yorum


Orjinal İsim: Crush on You
Yazar: Christie Ridgway
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Çevirmen: Arzu Petek
Sayfa: 282
Baskı Yılı: 2011

Serinin diğer kitapları basılmamış ve yayınevinden aldığım bilgiye göre basılmayacakmış. Oysa ki hoş bir seri olacağını düşünmüştüm.

Genel olarak hiç sıkılmadan okudum. Anlatım akıcıydı, zaten devamını merak ettiğimden kısa sürede bitirdim ve devam etmeyeceğini öğrendiğimde hayal kırıklığı yaşadım :)

Baci kardeşler, 3 kız kardeştirler. Tanti Baci üzüm bağlarını kurtarmak için babalarına söz veriyorlar. Kurtarma kısmında ise orayı düğün yapılacak bir yer yapma çabaları var. Bennett kardeşler ise 2 erkek kardeş ancak babalarının ölümünün ardından bir kız bir erkek kardeşleri daha olduğunu öğreniyorlar. Kız kardeşi bulamıyorlar ancak Penn'i buluyorlar.

Bu üç erkek kardeş ve üç kız kardeş üzüm bağlarında ortaklar ve sürekli yolları kesişiyor. Kız kardeşlerden özellikle Alessandra düğün yerini en yakın arkadaşı Clara'nın düğününe yetiştirmek için çabalıyor. Ancak çeşitli aksilikler sonucu devreye Penn Bennet giriyor. Penn ile Alessandra'nın karşılaşması muhteşemdi :) Penn bir TV yıldızı. Hollywood'da en çok izlenen ev yenileme programı sunucusu. Düğün yeri için gerekli tamiratı yapmaya karar veriyor. Ve olay burda başlıyor.

Diğer Baci kardeşler ve Bennett kardeşlerin hikayelerini merak ediyorum. Ayrıca Alessandra'nın kuzeni Gil ve düğünü olamayan Clara'yı da merak ediyorum. Merak etmeler neye yarar arkadaş devamı yok serinin. Orijinal dilde okumaktan başka çare yok.

ARKA KAPAK

Baci kardeşler, nesillerdir ailelerinde olan Tanti Baci üzüm bağlarını kurtarmak için el ele verirler. Amaçları orayı harika bir düğün yeri yapmaktır. Bunu yapmaya çalışırken, keşke hemen yan taraflarında yaşayan Pennett kardeşlere ihtiyaç duymasalardı...

Alessandra Baci şaraphanede düzenlenecek olan ilk düğünde aksilik çıkmaması için son derece kararlı ve dikkatlidir. Ama iş düğüne gelince, malesef Alessandra, bu konuda pek de şanslı değildir. Yine de babasına verdiği sözü tutmak için ne gerekiyorsa yapacaktır. Bunun için seksi Penn Bennetttan yardım alması gerekse bile...

Hollywooddan gelen seksi adam, aynı zamanda, en çok izlenen ev yenileme programının da yıldızıdır. Penn, Baci malikanesinin göz bebeği olan kulübeyi onarmak için Alessandranın tek ümididir. Yan taraftaki üzüm bağlarının sahibi ve Baci kızlarının rakibi olan Bennett erkekleri, malesef yine sınır tanımayacaklar. Penn, Alessandraya hiç de kutsal olmayan bir ders vermeye kararlıdır.

"Katıksız bir romantizm." 
-Jennifer Crusie- 

"Komik ve seksi" 
-Susan Wiggs- 



Kimliksiz - Selvi Atıcı / Cast


Cast ile karşınızdayım. Bakalım kimler varmış kitabımızda :)

Burcu


Kendine güvenen biri Burcu. Cesur, masum görünüşlü, menekşe rengi gözleriyle dikkat çeken biri. Aşkı Deryal ile öğreniyor. Yaptığı plana göre yaşamak zorunda. Gerçek kimliğini gizliyor.

Deryal


Zor bir çocukluk geçiren Deryal, sokaktan geçmiş, her türlü pisliği görmüş biri. Sakin duruşlu, kadınlarla günlük ilişkiler yaşıyor. Çevresindeki birkaç kişi dışında kimseye güvenmiyor. Pek yakışıklı değil kendi tabiriyle, klasik giyinmeyi seviyor ve devamlı takım giyiyor.

Adem


Deryal'in tek dostu. Şirin dışında kadınlara karşı çok nazik. İri yapısıyla dikkat çekiyor. Deryal ile her yere koşturuyor. Ayrılmaz ikili de diyebiliriz.

Şirin


Kulübün zeki Organizasyon Şefi. Az saat çalışıp çok iş yapıyor :) Güzelliğiyle dikkat çekiyor ve Adem ile hiç geçinemiyorlar.

Ömer


Deryal'in yakın arkadaşı. Doktor kendisi. Herhangi bir sağlık mevsuzu olduğunda Deryal ve Adem soluğu Ömer'in muayenehanesinde alıyorlar. 

NOT: Karakter seçimleri yazara aittir.

Evim Her Yer Evim - Lynne Martin / Yorum


Gerçek hayatı anlatıyor. 69 yaşındaki Lynne, 2. baharlarını yaşadığı eşi Tim ile birlikte yaşadıkları Kaliforniya'dan evi satıp, eşyaları depolayıp, turist olmadan özgürce yaşayabilecekleri, zaman kısıtının olmadığı bir yaşam şekli seçerek ayrılırlar. Evden muaf olmak diyorlar buna kendileri :) Bu şekilde bir plan yapıyorlar ve gittikleri ülkede merak ettikleri yerleri gezene kadar oraya yerleşiyorlar. Daire kiralayıp yerleşiyorlar.

İlk durakları Meksika. İlk anda korksalar bile zamanla özgürlüğün tadına varıp bu durumun keyfini çıkarıyorlar. Meksika'da San Miguel'in ulusal anıt ilan edilmesinin ardından ilk andaki haliyle kalması açısından korunması çok etkileyici geldi bana. İnsanların o yıllardaki nezaketle yaşamaya devam etmeleri merak etmeme sebep oldu.

2. durak Arjantin. Arjantin'e seyahatleri pek ısınamadıkları bir seyahat olmuş. Erken dönüp ülkelerinde kısa bir süre çocuklarını ziyaret ediyorlar. Daha sonra Miami'den Roma'ya 2 haftalık bir gemi yolculuğu yapıyorlar. Ve burdan sonra 3. durakları olan Türkiye'ye gelmeleri ile Avrupa seyahatleri başlıyor. İstanbul'da onları karşılaması için anlaştıkları Kubilay'ın onlara lokum ikram etmesi benim bile hoşuma gitti :)

4. durakları Fransa. Onları kendine daha da hayran bırakıyor. Fransızların yaşam tarzı hoşuma gitti. Yaşamak için çalışmak, fazlası değil. İtalya, İngiltere, İrlanda, Fas, Portekiz şeklinde devam ediyor seyahat. Sadece Avrupa'da 7 ay geçiriyorlar düşünün. Acele etmeden o ülkeye/şehre yerleşiyorlar. Acil ihtiyaçlar dışında alışveriş yapmıyorlar. Zaten küçük bavullarıyla çıktıkları bir seyahat bu. Minimum eşya ile maksimum eğlence onlarınki. Kendi tabirleriyle anı ve fotoğraf biriktiriyorlar gittikleri yerlere dair. Teknolojiyi iyi kullanıyorlar. Hatta Lynne gezi blogu yazıyor :)

Eğlenceli olmasına rağmen, gezi kitaplarından biraz da olsa hoşlanmak gerekiyor bence. Yeni yerler keşfetmeyi sevmek gerekiyor. Her ülke için belli öneriler de var. Tek sıkıntı redaksiyondu. Okumayı etkileyecek derecede sıkıntı olmaması sevindiriciydi benim açımdan.

Hiçbir şeyi ertelemeyin diyor ve yazımı sonlandırıyorum. Mutlu günler.

ARKA KAPAK

Lynne ve Tim, evlerini satıp hayatlarının geri kalanını gezmeye, görmeye ve paylaşmaya ayırdılar. Birlikte, bir yaşamın nasıl yaşanması gerektiğini öğrenip, sınırları nasıl aşacaklarını keşfettiler. Sığındıkları tek şey birbirlerine duydukları sevgiydi. Asla arkalarına dönüp bakmadılar.


Sadece birkaç bavul ve birkaç küçük eşyayla yollara düşen çift, Arjantin'den Meksika'ya, Fransa'dan Portekiz'e, İrlanda'dan İtalya'ya ve hatta Fas'a kadar hiç durmadan dolaştı. Avrupa yolculuğuna başladıkları noktaysa, hayran kaldıkları İstanbul'dan başka bir yer değildi… Evim Her Yer Evim, hayallerini gerçeğe dönüştürmek isteyen herkes için bir yol haritası!

Kimliksiz - Selvi Atıcı / Yorum ve Çekiliş (Kayıp Şehir #1)


Orjinal İsim: Kimliksiz
Yazar: Selvi Atıcı
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa: 520
Baskı Yılı: 2014

Turun 2. gününde yorumla karşınızdayım. Yeni bir yazarın kitabını ağırlıyoruz bu turda. Fazla uzatmadan yorumuma geçmek istiyorum.

Deryal ve Burcu'nun hikayesini okuyoruz. Adem ve Şirin'i de unutmayalım tabii :) Deryal, güçlü bir karakter. Hayatın çemberinden geçmiş biri. Can dostu Adem ile yolları kesişiyor bir noktada. İkisi de birbirinin en yakını oluyor ve kendilerini işlerine veriyorlar. Hareketli ve tehlikeli bir yaşamları var, Burcu ile karşılaşana kadar bundan şikayeti yok. Burcu hayatına girdiğinde bildiği bütün dengeler değişiyor Deryal'in. Burcu ise bambaşka bir amaçla giriyor Deryal'in hayatına. Onun masumiyetinden etkileniyor Deryal. Her ne kadar kendisinden korksa da onu kendinden uzaklaştıramıyor.

Deryal nasıl desem efsane bir erkek karakterdi bence. Ta ki yapmaması gereken, kesinlikle onaylanamayacak bir şey yapana kadar. O olay olmasaydı gerçekten en iyiler içindeki yerini alacaktı. Bir çok duyguyu barındırıyor içinde. Güldüğünüz sahneler olacak,gözlerinizin yaşardığı sahneler de olacak. Dediğim gibi fazla duygu barındırıyor.

Akıcılığı çok güzeldi. Kurgu da iyiydi ancak farklı bir sonla bitseydi sanki daha mutlu olacaktım :) Yine de kurgu bir çok romandan iyiydi. Özellikle Türk yazarları okuyan biri olarak bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kalemi sağlam yazarın. Yarın cast ile burda olacağım.

NOT: İsmimi içeren karakteri olan kitap okumayacağım artık. Okurken fazla etkileniyorum sanırım :)

ARKA KAPAK

"Seni sevmekten nasıl vazgeçebilirim ki? Ben geçsem bile kalbim vazgeçmez..."

Deryal Yiğit, nam-ı diğer Kimliksiz... Kirli geçmişiyle, acımasızlığıyla, kadınlara değer vermeyişiyle bilinen karanlık bir adam... Garip takıntıları ve sadece kendine sakladığı sırlarıyla kendi çöplüğünden yarattığı krallığında hükümdarlığını süren Deryal'in hayatına Burcu bomba gibi düşmüştü. 


Burcu, Deryal'in yeni takıntısı mı, yoksa hayatının yörüngesini tamamen değiştirebilecek olan tek kadın mıydı? Sırları ve çözemediği sorunlarıyla Deryal'in hayatına girmek zorunda kalan Burcu, omuzlarına binen tonlarca yükün arasında aşkı kaldırabilecek miydi?

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway



Kimya Hatun - Sinan Yağmur / Yorum (Aşkın Gözyaşları #3)


Mevlana'nın ikinci eşinin kızı Kimya Hatun. Hristiyan bir anne ve müslüman bir babanın kızı. Yıllar sonra annesi ve Kimya müslüman oluyorlar. Kimya'nın babası ölüyor ve Mevlana ile yollar bu  noktada kesişiyor. Kimya'nın annesi ve Mevlana evleniyor. Kimya Mevlana'nın biricik kızı oluyor. 2 oğlundan hiç ayırmıyor onu. Ve Kimya, Şems'e aşık oluyor. Şems ile evleniyor.

Derinlemesine okuyup düşünmeye itiyor okuyanı. Gerçi serinin tüm kitapları aynı güzellikte. Hangisi en güzeli dense cevap veremem muhtemelen. Sinan Yağmur hep yazsın biz hep okuyalım. Mutlu günler.

Son Adım Aşk - Kimberly Fisk / Yorum


Orjinal İsim: Lake Magic
Yazar: Kimberly Fisk
Yayınevi: Martı Yayınları
Çeviri: Fikriye Öztuna
Sayfa: 448
Baskı Yılı: 2014

Jenny, 9 ay önce ölen nişanlısının yasını tutmaktadır. Beraber kurdukları havayolu taşımacılık şirketi berbat durumdadır. Nişanlısı Steven'ın ona emanet ettiğini düşündüğü havayolu taşımacılık şirketini kurtarmak için çabalayan Jenny, hiç haberi olmayan bir ortağı olduğu haberiyle sarsılır. Ortağı olduğunu iddia eden Jared, borcunu ödediği takdirde ayrılmaya hazırdır ancak Jenny'nin mali durumu da berbat durumdadır. Jared, savaş pilotudur. Yaşadığı bir olay sonrası görevinden istifa eder. Parasını almak için döner ancak Jenny'nin hiçbir şeyden haberi yoktur. Jared, kendisine yeni bir hedef belirler. Batacağı belli olan bu şirketten en kısa sürede parasını alıp gitmektir.

Jenny'nin ailesi ilişkileri de ilginç. Annesinin restoranı ve sanat galerisi var. İşi ile çok meşgul bir insan. Babası emekli olmuş kendi halinde takılıyor. Avukat abisi ve doktor ablası ile kendini sıkça kıyaslıyor Jenny. Ailesi onlarla gurur duyuyormuş ve kendisiyle ilgili gurur duyacakları bir şey yok diye düşünüyor. Daha önceden batırdığı işlerini ve arkasını ailesinin topladığını düşünerek bu seferki işinde başarılı olmaya odaklanmış. Ailesinden ayrı büyükannesine ait olan gölün yanında bir evde yaşıyor. Jared geldiğinde hayatı karmakarışık bir hal alıyor. Geçmişi ve geleceği arasındaki dengeyi bulabilmek için çabalıyor.

Oldukça yavaş ilerleyen bir roman. Ama böyle zarif kurgular da gerekli :) Hikaye sakin ilerliyor. Karakterlerin geçmişleriyle ilgili çözmeye çalıştıkları olaylar güzel aktarılmış. Akıcılık konusunda sıkıntı yaşamadım. Sihirli göl kısımları hoşuma gitti. Saklı Göl anlatıldığı gibiyse kim orda yaşamak istemez ki :) Tur kitabı bana göre oldukça keyifliydi. Sıcak bir roman okuduğumu düşünüyorum. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle...

Son Adım Aşk - Kimberly Fisk / Alıntılar ve Çekiliş


Turun 2. gününde alıntılar karşınızda :) Çekilişe katılmayı unutmayın olur mu?









ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway

Çırılçıplak - Raine Miller / Yorum (Blackstone #1)


Orjinal İsim: Çırılçıplak
Yazar: Raine Miller
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Çeviri: Tuba Özkat
Sayfa: 224
Baskı Yılı: 2014

Bundan sonra ne olacak gibi sorularla bizi başbaşa bırakarak bitirmiş yazar.

Ethan Blackstone, 32 yaşında, siyah saçlı, mavi gözlü, esmer, top sakallı ve yakışıklıdır. Kendisi 1.90 m. boyunda bir İngiliz. Blackstone Uluslararası Güvenlik Şirketi kurucusu ve CEO'su. Oldukça kıskanç biri. Baştan sona Ethan'ı merak edeceksiniz, evet buna hazır olun.

Brynne Bennett, uzun, düz ve kahverengi saçlara sahip. Gözleri her rengi barındıran bir renk. Menekşe gözlü diyorlar sanırım o renge :) 24 yaşında Amerikalı. İngiltere'de Londra Üniversitesinde lisansüstü programına devam etmekte. Aynı zamanda faturalarını ödemek için modellik yapıyor. Kendisi Ethan ile bu sayede tanışıyor. Kapakta gördüğünüz pozu çektiriyor. Ethan sergideki nü çalışmayı satın alıyor tabi aynı zamanda Brynne'i da izlemeye alıyor.

Okurken kıyaslama yapmayı sevmiyorum ama geçenlerde okuduğum bir kitabın başka birinin neredeyse kopyası olduğunu fark ettim ve hiç hoşuma gitmedi. Çırılçıplak farklıydı. Tabii ki benzerlikler olabilir bazı noktalarda ama ayrıştığını görmek hoşuma gitti.

Ethan'ın tavırları ve açık sözlülüğü güzeldi. Brynne'in sırlarını açıkçası çok merak ediyorum. Bir tahminim var ama emin olamıyorum sanırım 2. kitapta aydınlanacak. Konu olarak güzeldi. Güvenlik tutkunu Ethan, geçmişten sıyrılmaya çalışan yüksek lisans öğrencisi, sade bir hayat yaşayan Brynne'in hikayesi. Muhtemelen Ethan'ın da sırları var ya da hatırlamak istemediği anıları. Şimdilik bilemiyorum. Aktarılmak istenen duyguların aktarıldığını düşünüyorum. Aralarındaki tutku iyi yansıtılmış. Dediğim gibi boşluklar çok şu an, daha da uzun olabilirdi, kimse hayır demezdi. Yine de tadında kalan, okuyanı merakta bıraktıran bir romandı.

Bu arada 2.si Ethan'ın bakış açısıyla yazılmış. Tam da düşündüğüm şeydi onun bakış açısından okuyabilmek. Şimdilik benden bu kadar. Mutlu akşamlar.

ARKA KAPAK

Çırılçıplak bir tutku. Gizlenen gerçekler. Unutmayacağınız bir aşk.

Londra Üniversitesi'nde sanat eğitimi alan Amerikalı bir öğrenci ve yarı zamanlı bir fotomodel olan Brynne Bennet, yaşadığı trajediye rağmen hayatını yeniden bir düzene sokmuştu. Ta ki başarılı işadamı Ethan Blackstone, Brynne'in çıplak fotoğrafını satın alana kadar...


Ethan, Brynne'i yatağında istiyordu ve onu orada tutmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdı. Onun dominant karakteri, Brynne'i hem çekiyor hem de korkutuyordu. Ancak bu ilişkide sırlar söz konusuydu. Hem de oldukça büyük sırlar… Ethan'ın ona duyduğu tutku, Brynne'i kurtarmaya yetecek miydi; yoksa aralarındaki sırlar ikisini de yok mu edecekti?

Çilek Mevsimi - Burcu Büyükyıldız / Yorum (Aşkın Renkleri #1)


Orjinal İsim: Çilek Mevsimi
Yazar: Burcu Büyükyıldız
Yayınevi: Müptela Yayınları
Sayfa: 512
Baskı Yılı: 2014

Herkese merhaba :)

Çilek Mevsimi'ni bitirdim. Öncelikle adaşım olan bir yazarın romanını okumaktan mutlu oldum. Kapak falan muhteşem zaten dikkat çekici olması ilk andan itibaren okuma isteği uyandırmıştı. Bir de çilek kokulu olması var. Herkes beğenmiyor bu kokuyu ama ben sevdim :)

Mira Aras, koyu kumral saçlı, mavi gözlü, yurtdışında eğitim görmüş, İstanbul'da yaşayan ve cafe işleten biridir. Ailesi varlıklı, bir yalıda yaşıyorlar. Geniş ve birbirine oldukça bağlı bir ailesi var. Bir gün cafesine gelen soğuk görünen adam Mira'nın çilekli tartını yediğinde ve onun güzelliğine dikkat ettiğinde cafeden çıkamaz olur. Yavan ilişkiler yaşayan ve sırları olan bu adam yani Yağız Mira'ya karşı farklı şeyler hissetmektedir. 

Yağız İlhanlı, Ela gözlü -ki Mira bu gözlerden elalar diye bahsediyor-, koyu renk gür saçlı, yapılı ve meşhur gamzeleri olan erkek karakterimiz. Kendisi mimar. Ailesiyle ilgili sıkıntıları var. Büyük sıkıntılar içinde debelenirken karşısına Mira çıktığında ona kapılmaktan kendini alamaz. Sırları onu köşeye sıkıştırdığında çareyi yeni evlendiği karısını bırakıp gitmekte bulur. Sorunları çözüp döndüğünde hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır ve tek amacı Mira'ya kendisini affettirmektir.

Gelelim yorumuma :) Bölümler arası geçişi sevdim. Mira'nın ve Yağız'ın dilinden ayrı bölümler halinde yazılmış. İkisinin duygularını da okuyup anlama fırsatımız oluyor. Bazı bölümler geçmişi bazı bölümler günümüzü anlatıyor. Romanda karakter fazla. Ama yorucu olmuyor karakterler çünkü fazla yer almıyorlar.

Konu ve kurgu itibarıyla beğendiğim bir romandı. Ağdalı bir dil ile yazılmış. Benim için tek olumsuz nokta geçmişi anlatan bölümlerin italik basılması oldu. Yazılar iyice minikleşmiş ve bu da okuma hızınızı etkiliyor. Göz yorabiliyor.

Neden Çilek Mevsimi ve Kiraz Mevsimiyle alakası var mı diyenler? Sizin için araştırdım. Nette ilk yayınlandığında da ismi aynıymış ki bu diziden daha öncesine denk geliyor. Yani bir esinlenme söz konusu değil. Zaten kitabı okuyan neden Çilek Mevsimi olduğunu anlayacak ve romana oldukça uygun bir isim olduğunu düşünecek.

FİLM: Bi Küçük Eylül Meselesi


Engin Akyürek varsa dizi, film hiç fark etmez illa ki şans veririm :) Vizyondayken gidemediğim için içim içimi yemişti. En nihayetinde izleme fırsatı buldum ve tek kelimeyle şok oldum. Ne beklenmedik bir sondu o arkadaş. Oyunculuk desen zaten muhteşemdi. Başrol oyuncuları uyumluydu. Konu güzeldi. Her şeyden tam not aldı benden bu film.

Filmi izlemeden yorumları okumam ve konusuyla ilgili detaylı araştırma yapmam. Bu filmde de aynı şekilde sıfır bilgiyle izledim ve sonunda şok oldum. O nasıl bir sondur öyle sayın senarist. Kendimi zor toparladım. Zaten duygusal zamanlardayız malum sonbahar geldi. Bir de filmler diziler böyle olursa bitmez bu sonbahar :) 

Bugünlerde melankolik bir haldeyseniz izlemenizi tavsiye ederim. Aklınızda kalacak bir film olacak :) 

FİLMİN KONUSU:

Her şeyin yolunda gittiği bir hayata sahip olan Eylül, talihsiz bir olay sonrasında yaşamının son bir ayını unutur. Çevresindeki herkes, tüm arkadaşları ve ailesi ona hiçbir sorun olmadığını söylemesine rağmen bir şeylerin yolunda gitmediğinden şüphelenir. Tamamen bilinçsizce, sadece içgüdülerini dinleyerek Bozcaada'ya gider ve orada tesadüf eseri hiç tanımadığı tuhaf bir adamla karşılaşır. Bu gizemli yabancı ise kendinden emin bir şekilde kendisini hatırlaması gerektiğini, aşık olduğu adam olduğunu söyler.

FİLMDEN KARELER:









Hz. Mevlana - Sinan Yağmur / YORUM (Aşkın Gözyaşları #2)


Mevlana odaklı anlatım yapılmış. Mevlana'nın doğduğu topraklardan ailesiyle göçü, evlilikleri, çocukları, Şems ile buluşması, can dostunu bulduktan sonraki değişimi, çevrenin tepkileri, yine de Şems'ine kavuşmuş Mevlana'nın mutluluğu. Şems'in ölümü ve sonrasında yaşananlar ve yıllar sonra Mevlana'nın ölümü(Allah'a kavuşması). 

Yorumlamak çok zor. İnsan okurken nasıl etkilendiğini yazıya dökemiyor. Mevlana'nın Şemsi bulana kadar tempolu ancak eksik hissettiği hayatı, Şemsi bulduktan sonra kendini tamam hissetmesi. Çevreden gelen tepkiler, yine de umursamadan içlerindeki Allah aşkını yaşamaları beni etkiledi. İlk kitap gibi bu da düşünmeye sevk edenlerden biriydi. Herkese iyi akşamlar.

Arka Kapak

En mahrem bir gecenin, en matemli anında akıyordu gözyaşları. Sırların habercileri, hızına yetişemiyordu gözyaşlarının. Çok konuştuk, biraz da susalım. Susalım ve ağlaşalım.

"5 Aralık 1273; Mevlâna gördüğü rüya ile kan ter içinde uyanır. 
Şems’in seneler önce kaldığı odaya girer.

Taş duvarlar, tahta sedir, acem kilimi, odada her ne varsa hepsi Şems kokmaktadır. Bakışları duvarda gezinir.

Senelerdir, hiçbir şeyin asılı olmadığı duvarda, bir levhayı fark eder. Okur yazıyı, kopar çığlık, atar kendini avluya. Karla kaplı taş zemine, yüzüstü düşüp bayılmıştır."

Neredesin Bernadette - Maria Semple / Yorum


Orjinal İsim: Where'd You Go, Bernadette
Yazar: Maria Semple
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa: 366
Çevirmen: Boran Evren
Baskı Yılı: Mayıs 2013 

Tanıtımlarında kapağını görünce içim gitmişti. Okumalıyım demiştim ve biraz geç olsa da okudum. İlk başlarda biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Karakterler basit değil, anlamak biraz zaman alıyor.

Ana karakterimiz Bernadette bir mimardır. Doğa dostu ev yapma fikri ilk ondan çıkmıştır. Kendine has bir mimarlık stili vardır. Yirmi mil içindeki araç-gereçleri kullanarak yaptığı Yirmi Mil Evi onu MacArthur ödüllü bir mimar yapar ancak bu ev komşusu tarafından yıktırılır. Üstelik doğru düzgün fotoğrafı bile yoktur. Bu olay Bernadette ve Elgie(kocası) için milat olmuştur. Ve Los Angeles’ı terk ederek bir türlü sevemediği Seattle’a taşınırlar. Bernadette mimarlık yapmak istemez ve kendisini dünyadan soyutlama noktasına gelir. Bu süreçte Bee(kızı) doğar ve onunla yaşadıklarını unutmaya çalışır.

 Bernadette'i asıl tanıdığımız bölümler Bernadette ile daha önce çalışmış olan Profesör Jellinek, müteahhid Walker, eski işvereni Graves ile yapılan röportajın kısım kısım verildiği bölümlerdi. Bernadette'in kısa süren mimarlık hayatı ve başarıları, hepsi açık ve net o kısımda yer almış.


Dediğim gibi ilk baştaki e-mail yazışmaları biraz canınızı sıkabilir ancak bitirdiğinizde absürt karakterleri kullanarak böyle hoşunuza giden bir kitap ortaya çıkarttığı için yazarı tebrik edeceksiniz.

Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım - Eda Tuzcalı / Yorum


Sude çevresi tarafından oldukça sevilen, özgüveni yüksek bir kızdır. Sosyoloji bölümünde öğrencisi Sude tezini yazmak için aklına bir fikir gelene kadar samimi arkadaşları Hakan, Ceylin, Deniz ve Ela ile bambaşka bir dünyada yaşamaktadır. Güzelliğine fazlasıyla güvenen ve aşık olmakla hiçbir derdi olmayan Sude'ye hayat neler getirecek neler? Tezi için 6 aylığına her şeyden uzaklaşıp telekız olmaya karar verir. Bu 6 ayda onu arayanları tanımaya çalışacak ve onu tanımayan kişilerin onunla ne kadar kişisel bilgi paylaşacağını öğrenmeye çalışacaktır. İşler yolunda giderken gelmeye başlayan sessiz ve telefonlar işi değiştirir. Sessiz telefonlar önce kısa diyaloglara ardından uzun konuşmalara döner ve bu sessiz telefonların sahibi sonunda Sude'ye tek bir cümle söyler. Bundan sonrası ilginç, inanılmaz -artık ne derseniz deyin- bir şekilde ilerleyecek.

Mert, içine kapanık, İstanbul'da mimarlık öğrencisi, kendi halinde takılan biridir. Okulda Kaan ile tanışana kadar tekdüze bir hayatı vardır. Kaan'ın Mert ile yakınlaşma çabaları sonuç verecektir vermesine ama Mert karmakarışık olayların içinde bulur kendini. Kaan'ın defterinden düşen bir numara arayış içinde olan Mert'e değişik bir kapı açacaktır.

Yazarın kurgusunu sevdim. Konu itibarıyla bana ilginç geldi ve farklılığa ihtiyacım olduğunu da anlamış oldum böylece. Sude'nin ve Mert'in duygularının aynı romanda ele alınışını da sevdim. İkisinin duygularını da anlamak mümkün. Bazı sahnelerde geçen şarkı sözleri çok uygundu ve gerçekten cuk oturmuş dedim.

Kitaba tat katan ikizler Ceylin-Hakan, Kaan, Deniz, Ela, Batu, Miray hepsi ayrı ayrı güzeldi. Deniz ile ilgili boşluklar kaldı evet hatta bitişi de oldukça ilginçti Hakan'dan beklenecek şeylerdi diyebilirim. Kızların birbiriyle ilişkisi, yılların getirdiği o koruma güdüleri falan hoşuma gitti. Eğlenceli bir romandı.

Benim için olumsuz tek nokta aralarda karşıma çıkan yazım yanlışları, cümle düşüklükleri, noktalama işaretleri eksiklikleri oldu. Redaksiyon anlamında hafif bir sıkıntı var ama fazla etkilemiyor. Bu turdaki görevlerimin sonuna gelmiş bulunduğumdan başka turlarda görüşmek üzere diyor ve yazımı bitiriyorum. Mutlu sabahlar.

ARKA KAPAK

"Öpmeye doyamayacağım bir kadınla karşılaşmadım."

Su, tez konusu olarak bir telekız olmayı seçti; tanımadığı erkeklerle 6 ay boyunca telefonla konuştu, onların dertlerini dinledi, yol gösterdi, fantezileriyle onları mutlu etti. Konuştuğu erkeklerin kimisi kendine çok güvenliydi. Ama içlerinden birisi (Mert), hiç konuşmuyor sadece Su'nun sesini dinliyordu…
Birkaç konuşmadan sonra; Mert utangaçlığını yavaş yavaş üstünden atmaya başladı, kendinden bahsediyordu; Su ise kuralları gereği kendisi ve hayatı hakkında hiçbir ipucu vermiyor; tıpkı bir telekız gibi davranıyordu…
Gün geçtikçe Mert, hiç görmediği bu genç kadına tutkuyla bağlandı. Onu görmek, ellerini tutmak, teninde ellerini dolaştırmak, kokusunu hissetmek istiyordu… Ama Su, sadece bir oyunun içindeydi; bu gerçek değildi…
Mert'in son sözü ise şuydu: SADECE SENİ SEVDİĞİMİ SÖYLEMEK İÇİN ARAMIŞTIM…
O günden sonra, Su'ya artık ulaşamaz oldu…
Peki ya kader onlara bir şans daha verse, bu kez sesleri değil; gözleri buluşsa, birbirlerini tanırlar mıydı?

"Aynı gökyüzünü paylaşmadığımızı biliyorsun değil mi?"

"Sana kendi gökyüzümü göstermeyi isterdim."

Sadece Seni Sevdiğimi Söylemek İçin Aramıştım - Eda Tuzcalı / Ön Okuma


Mutlu bir pazar gününden herkese merhaba. Yeni tur kitabımızı biz çok sevdik. Umarım siz de seversiniz. Bugün ön okuma ile sizlerleyim. Çekilişe katılmayı da unutmayın :)

ÖN OKUMA


Gabriel Arafta - Sylvain Reynard / Yorum


UYARI: 18+ Yetişkin Okurlar İçin


Bir çırpıda okunacak, boşlukların dolduğu bir kitaptı. İlkinde yüzeysel geçilen konular ayrıntılı ele alınmış. Başka zorluklarla devam ediyor. Acabalarla okuyor insan.

Julia ve Gabriel'in ilişkilerinin yapılan şikayet sonucu ortaya çıkması ile işler karmakarışık bir hale geliyor. Ayrılıklarının ardından Julia'ya mesajlar bıraktığını düşünen Gabriel üniversite ile sözleşmesi bitene kadar Julia'dan uzak durmak zorundadır ve şehri terkeder. Julia ayrılığın nedenini çözemez ve kalp kırıklığıyla yaşamaya alışır. Harvard'a başlamak için hazırlanır. Ev tutar, taşınır. Bu süreçte en büyük destekçisi Paul'dür. Ve Gabriel sözleşmesinin bittiği gün Julia'nın karşısına çıkar.

Karşılaşma anından sonra her şey değişiyor tabii. Bitince yenisini dört gözle bekliyor olacaksınız ama ne zaman çıkacak henüz net bir bilgi yok.

ARKA KAPAK


Gabriel Arafta 



Uluslararası Bestseller yazarı olan Sylvain Reynard, birbirlerine en karanlık arzularıyla bağlı iki âşık olan Gabriel ve Julianın hikâyesini aktarmaya devam ediyor.



Fakat arzuları bu sefer onların sonu olabilir…



Profesör Gabriel Emerson, eski öğrencisi Julia Mithchell ile aşırı tutkulu ancak bir o kadar da gizli bir ilişki yaşamaktadır. İtalyadaki romantik tatillerinde Gabriel ona, vücudunun en şehvetli zevklerini ve cinsel birleşmenin coşkusunu öğretir. Ama döndüklerinde, mutluluklarını öğrencilerin fesatlıkları, akademik çevrenin baskıları ve kıskanç bir eski sevgili tehdit eder. Gabriel üniversite yönetimiyle karşı karşıya gelince kendini Dantenin kaderine mi mahkûm edecek yoksa Juliayı, Beatriceini sonsuza kadar yanında tutmak için mi savaşacak?



Son zamanların en sürükleyici aşk hikâyesi olan Gabriel Arafta ile Sylvain Reynard, okuyucularına akıllarında, vücutlarında ve ruhlarında kalıcı izler bırakacak bir dünyanın kapılarını aralıyor.

Tanrıçanın Mirası - Aimee Carter / Yorum


Orjinal İsim: The Goddess Inheritance
Yazar: Aimee Carter
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 334
Çevirmen: Gökçe Çiçek
Baskı Yılı: Ağustos 2013 

Öncelikle bu güzel seriyi bitirmenin hüznü var içimde. Tanrıçanın Mirası insanı gerçek hayattan koparan bir kitaptı(Gerçi seri tamamen öyleydi).

İkincinin sonunda hatırlarsanız Kate hamile olduğunu ve Ava'nın(Afrodit) ona ihanet ettiğini öğrenmişti. Calliope Kate'i kaçırmıştı ve Henry'nin bundan haberi yoktu. Bu olayın 9 ay sonrasına gidiyoruz.

Kate, Kronos ve Calliope'nin(Hera) elinde esirdir. 9 ay boyunca odada tutulur ve sonunda bir oğlu olur. Calliope'nin ona zarar vermesinden korkan Kate, Kronos'un kraliçesi olmayı kabul eder. Tek istediği bebeğin babası Henry'de olmasıdır.

Kate'in kaçırılmış olduğunu öğrenen Henry tek başına Kronos'un tutulduğu adaya gelir. Yaşanan olaylar sonucu Henry ve Kate Konseyin yanına dönebilmiştir ancak oğulları Milo, Calliope'nin yanında kalmıştır.

Milo'yu kurtarma çabaları okunur kılıyor.Aksiyon arttıkça artıyor. Savaş sonunda çok şaşırtıcı şeyler oluyor :) Beklediğinize değecek ve sonunda o son sayfayı okuduğunuzda iyi ki bu seriyle tanışmışım diyeceksiniz :)

ARKA KAPAK

Aşk ya da Yaşam.

Henry ya da Çocuğu. 

Ailesinin ya da Dünyanın Sonu.

Kate bir tercih yapmak zorunda...

Kate Winters, dokuz ay süren bir esaret boyunca kıskanç bir tanrıçaya, intikam peşinde olan bir Titana ve hiç beklemediği bir gebeliğe rağmen ayakta kalmayı başardı. Şimdi Tanrıların Kraliçesi doğmamış çocuğunu elinden almak istiyor ve Katein onu durdurması olanaksızdı; Kronos ile bir pazarlık yapana dek.

Titanların Kralı Kronos, Katein sadakati ve bağlılığına karşılık insanlığı bağışlayacak ve Katein çocuğunun kendisinde kalmasına izin verecektir. Ancak yine de Henryyi, Katein annesini ve konseyin geri kalanını yok etmeye kararlıdır. Kate anlaşmayı reddettiği takdirde ise dünya üzerindeki en son tanrı ve ölümlü kişi yok olana dek dünyayı yerle bir edecektir.

Sevdiği herkesin kaderi omuzlarındayken Kate imkânsız olanı başarmak zorundadır: Evrendeki en güçlü varlığı yenmenin bir yolunu bulmak, hem de sahip olduğu her şey pahasına olsa bile.

Bedeli ölümsüzlüğü olsa bile.
"Okuyucular şaşırtıcı ve bazen de zorlu yeni gerçekliği ile yüzleşen; yaşam, ölüm ve saplantıların oluşturduğu tehlikeler ve sevginin gücü hakkında yepyeni ve yürek parçalayıcı fikirler edinen Kate ile aralarında bir bağ kurmakta zorlanmayacaklar."
Booklist

Anlatım gayet başarılı ve Kate açıklanamayan durumlarla yüzleşmek ve onların üstesinden gelmek konusunda çoğu karakterden daha yetenekli bir kahraman."
Publishers Weekly


"Carterın eserini okumak tam bir zevk -kısa ve öz, temiz, açıklayıcı. Tanrıçanın Savaşı kesinlikle elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici, insanı sürekli merak, ıstırap, şaşkınlık, hayal kırıklığı ve evet, romantizmin doruklarında bırakan bir yapıt."
YA Reads

FİLM: Lucy


2 hafta önce izlediğim filmi ancak yazıyorum. Pek bir tembelleştim bu yaz ama sonbahar rehavetine kapılmadan hızlı bir dönüş yapmayı düşünüyorum :)

Lucy konusu açısından beğendiğim bir filmdi. Her ne kadar sonu bana saçma gelmiş olsa da izlenilesiydi diyebilirim. Merak edenler için hala vizyonda olduğunu söyleyeyim. 

Oyuncularla ilgili kötü yorumlar gördüm ama bence oyuncular iyiydi. Filmin insanı içine çekmesi önemlidir ya bu film beni içine çekti. O yüzden gözüme batan bir oyuncu olmadı. Şimdi filmden karelere göz atalım.

FİLMİN KONUSU:

Tayvan'ın başkenti Taipei'nin suça batmış yeraltı dünyası sokak çeteleri, mafya ve işbirlikçi polisler tarafından yönetilirken en aktif ticaret, uyuşturucu ağı üzerinden yürütülür. Eğlenmeyi seven, sıradan bir genç kadın olan Lucy, birkaç gece beraber takıldığı Richard yüzünden kendisini bir anda en azılı uyuşturucu şebekelerinin birinin içine düşmüş bulur. Vücudunun içine kurye olması için yerleştirilen yeni bir tür sentetik uyuşturucu, beklenmedik bir şekilde Lucy'nin vücuduna nüfuz edip kanına karışmaya başlayınca mucizevi bir durumla yüzleşir. Lucy'in damarlarında dolaşan kimyasallar, ona insanüstü yetenekler kazandırmıştır! Artık akıl okuma, telekinezi ve acıyı hissetmeme gibi güçlere sahip olan genç kadın beyinin tüm algı kapılarını sonuna kadar açacaktır... 

FİLMDEN KARELER:








Turuncu Kasa'dan %50'ye Ek %20 İndirim Fırsatı


Herkese merhaba

Turuncu Kasa'nın sezon sonu ürünlerde %50 indiriminden haberi olmayan var mı? Aşağıda vereceğim linkteki ürünler %50 indirimde şu an. Peki biz ne yaptık. Bu %50'ye ek olarak bir %20 daha indirim yaptık. Sonbahara yakışır bir indirim oldu bence. Görselde de gördüğünüz gibi Turuncu Kasa üyeleri masumkedi87 kodunu kullanarak bu indirimden yararlanabilirler.

İndirimli ürünler için TIK TIK

NOT: Çek 10 gün için geçerlidir. Kampanya stoklarla sınırlıdır.

Aşık Kuşlar - Cecelia Ahern / Alıntılar ve Çekiliş

Turumuzun 3. gününden herkese merhaba. Birbirinden güzel alıntılar ile karşınızdayım. Fazla uzatmadan alıntılara geçiyorum. Çekilişe katılmayı unutmayın.












ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway