Bir Dilek Kadar Yakın - Barbara Freethy / Yorum ve Çekiliş (Wish #2)


Orjinal İsim: Just a Wish Away
Yazar: Barbara Freethy
Çeviri: Laden İldeniz
Yayınevi: Novella Yayınları
Sayfa: 302
Baskı Yılı: 2014

Wish serisi 3 kitaptan oluşuyor fakat 3'ü birbirinden bağımsız. Ben ilkini henüz okumadım ancak yazarın tarzını sevdiğim için ilk fırsatta alacağım.

Alexa ve Braden çocukluk arkadaşı ve birbirlerinin ilk aşkıdırlar. Alexa ailesiyle birlikte Sand Harbor'da bulunan halasına yazları gelmektedir ve neredeyse tüm zamanını Braden ile geçirir. İkisinin de çocukluk hayalleri kurdukları ve aşkın ne olduğunu anlamaya başladıkları sıralarda başlarından kötü olaylar geçer. 15 yıl sonra halasının başına gelen bir kaza Alexa'yı yeniden Sand Harbor'a getirir. Braden ordudan ayrılmış ve kendini eve kapatmıştır. Tesadüfen karşılaştıklarında ikisi de birbirlerini iyi tanıdıkları halde bir o kadar da yabancı olduklarını fark ederler.

Phoebe Hala'nın iyileşmesi Alexa için sevindiricidir. Aynı zamanda Braden ile aralarındaki çekim yıllar öncekinden çok daha güçlüdür. Artık iki çocuk olmadıklarından birer yetişkin gibi hissetmektedirler. Yarım kalmışlık hissi yakalarını bırakmaz. Yaralarını sarmaya çalışan Braden ve kimseye ihtiyaç duymamak için kendini programlamış, tamamen işine yönelmiş Alexa net bir karar vermek zorundadır. Halasının antika dükkanına düzenlenen saldırıyı Braden ile birlikte aydınlatmaya çalışmak sandığından zor olmaya başlamıştır.

Alexa'nın çocukluk hayali olan cam tasarımcılığı oldukça dikkatimi çekti. Hatta bununla ilgili bir başlık yaptık tura özel olarak. Deniz camı ile ilgili yazı için TIK TIK. Alexa ve Braden'ın geçmiş ve gelecek düşünceleri, arafta kalma halleri, en önemlisi yaşayamadıkları çocuklukları, korkuları, yalnızlıkları o kadar iyi aktarılmış ki okurken akıp gidiyor. Sade bir anlatım tercih eden yazar bence mükemmel bir şekilde o masumiyeti bize yansıtmış. Ben keyif alarak okudum ve yazarı takibe aldım. Hayırlı ramazanlar.

RKBT 2. Gün: Deniz Camı Nedir? / Bir Dilek Kadar Yakın-Barbara Freethy


Deniz camı nedir başlığı ilk anda ilginç gelmiş olabilir farkındayım ancak neden böyle bir başlık olduğunu söylediğimde hoşunuza gideceğini düşünüyorum. Bir Dilek Kadar Yakın sürükleyici ve abartısız bir romandı. Keyifle okudum. Kitap karakterlerimizden Alexa, cam tasarımcısı olmayı isteyen 12 yaşında bir çocuk. Deniz camından eşyalar tasarlayacağının hayallerini kuruyor. Biz de RKBT olarak be deniz camını merak ettik ve sizin için böyle bir başlık yaptık. Umarım beğenirsiniz :)


Deniz taşı fiziksel ve kimyasal olarak yıpranmış halde sahil boyunca bulunur. Bu yıpranma süreci camı doğal buzlu cam haline getirir. Gerçek deniz camı(doğal yollarla oluşmuş) hobi olarak toplanabilir ve takı yapmak için kullanılabilir. 

Çeşitleri

Deniz camı, cam ürünlerin kırılıp denize karışması ile oluşmaya başlar. Tüm yüzeyler yıpranana ve sivri köşeler yuvarlanana kadar sürer. Bu süreçte cam kaygan yüzeyini kaybeder ve yıllar sonra buzlu görünüm kazanır.


Gerçek deniz camı; kırık şişe, tabak ve hatta yıllarca okyanusun içinde durmuş gemi enkazlarından bile oluşabilir.

Yapay deniz camı, gerçeğine görünüş olarak benzer yine de görünümünde bariz farklar vardır. Deniz kaynaklı olmadığı için çoğu kişi bunu deniz camı olarak kabul etmez. Yapay deniz camı çok daha ucuzdur. Başta takı yapımı olmak üzere çeşitli eşyaların yapımında kullanılabilir.


Bulunduğu Yerler

Deniz camı tüm dünyada bulunabilir fakat Amerikanın kuzeydoğu sahilleri, Bermuda, California, İskoçya, Kuzeybatı İngiltere, Meksika, Hawaii, Porto Riko, Güneydoğu Kanada sahilleri, Avustralya, İtalya ve Güney İspanya'da sıkça rastlanır. Deniz camını aramak için en iyi zaman ilkbahar gel gitleri ve fırtınadan sonraki deniz çekilmesidir.


Renkleri

Deniz camının rengi asıl kaynağına göre belirlenir. Çoğu deniz camı şişelerden oluşur ama kavanoz, tabak, pencere ve seramiklerden de oluşabilir. En sık görülen deniz camı rengi yeşil, kahverengi ve beyazdır. Bu renkler şirketlerin bira, meyve suyu ve alkollü-alkolsüz içecekler satmak için kullandıkları şişelerden gelir. Saydam veya beyaz deniz camı saydam tabak, pencere ve diğer çeşitli kaynaklardan meydana gelir.


Daha az yaygın renkler kehribar, limon yeşili, orman yeşili, buz mavisidir. Bu renkler her 25-100 deniz camında 1 tane bulunur.

Mor, mat beyaz, kobalt deniz camı çok nadirdir. Bu renkler her 200-1000 deniz camında 1 tane bulunur.

Son derece nadir renkler gri, pembe, siyah, sarı,turuncu, turkuaz ve kırmızıdır. Bu renkler her 1000-10.000 deniz camında 1 tane bulunur.


Kaliforniya yakınlarında bir Deniz Camı Sahili (Glass Beach) bulunmaktadır. Oluşum süreci biraz ilginç. Fort Bragg halkı denizi yıllarca çöp dökmek için kullanmışlar. Zamanla bu atıklardan böyle bir harika ortaya çıkmış. Tabii ki camlar ziyaretçiler tarafından götürülmeye başlanınca koruma altına alınmış.

Son olarak Vikipedia çevirileri için kardeşime çok teşekkür ederim. Cumartesi günü bu romanla ilgili yorumum burda olacak. Mutlu günler.

*** Görseller alıntıdır.

ÇEKİLİŞ

Çekiliş sonucu RKBT facebook sayfasında açıklanacaktır.


a Rafflecopter giveaway

Caroselli'nin Mirası / Michelle Celmer - Büyük Rekabet / Katherine Garbera *Yorum


Orjinal İsim: Caroselli's Accidental Heir / Bound By A Child
Yazar: Michelle Celmer / Katherine Garbera
Yayınevi: Harlequin Türkiye
Sayfa: 224
Çevirmen: Gökçe Giray, Ayşe Nur Gedik
Baskı Yılı: Haziran, 2014

ARKA KAPAK

CAROSELLI'NİN MİRASI -  MICHELLE CELMER           

Lucy Bates, Şikagolu zengin iş adamı Tony Caroselli'ye sırılsıklam âşık olduğunu fark edince, Florida'ya kaçar. Kendisinin, Tony'nin zengin ailesinin standartlarına uygun olmadığını düşünür. Ancak hamiledir. Tony'yi görmek ve ona gerçeği söylemek için geri döner.

Zamanlaması muhteşemdir. Tony'yi istemediği bir kadınla evlenmekten kurtarmıştır. Üstelik bebek erkek olursa Tony bir mirasın sahibi olacaktır. Her şey masallardaki gibi mükemmel olabilir aslında, ancak Tony'yi miras konusu ile ilgili zor durumda bırakan bir gerçek söz konusudur. Lucy bu gerçeği öğrendiğinde ne yapacaktır? Yeniden kaçacak mıdır yoksa aşka ve mutluluğa bir şans daha tanıyacak mıdır?

Harlequin kitaplarında en sevdiğim şey hikayenin gereksiz ayrıntıları olmaması. Caroselli'nin Mirası'nda da aynı durum söz konusuydu. Tony, bildiğimiz zengin tiplerden değil. Yaptığı işi yapmayı hiç istememiş fakat aile onun için herşeyden önemli. Lucy, güzel ve değişik bir kız. Aile kavramını yaşayamamış annesi ile arasında anne-kız ilişkisi bile yok. Lucy 1 yıllık beraberlikleri sonucu hamile olduğunu öğrenir ve bir yandan da Tony'ye aşık olmuştur. Tony ona karşı bir şey hissetmediğinden yapması gerekeni yapar ve gider. Tony'nin evleneceği haberini almasıyla bebeği söylemek üzere gider ancak tam da düğün gününü bulmuştur.

Burdan sonrası bazen eğlenceli, bazen hüzünlü. Tony aşkın nasıl olduğunu fark etmeye başlarken, Lucy ilk defa aile olmanın ve birisinin onu korumasının keyfini çıkarır. Tony'nin büyükbabası'nın katkıları büyük bence ama bazen ne bu herşeye karışıyor bu adam dediğimde oldu :) Meşhur çikolata fabrikasının kurulup büyüme aşamaları da şaşırtıcıydı. Keyifle okudum.

ARKA KAPAK

BÜYÜK REKABET - KATHERINA GARBERA

Jessi Chandler iş adamı Allan McKinney ile hiçbir zaman uyuşamamıştı. Ona göre ne kadar yakışıklı olsada küstah, kendini beğenmiş ve çok bilmiş kalacaktı. Özellikle aile şirketinin başına geçtiğinden bu yana. Allan ise onun fiziksel çekiciliğine karşı koymakta zorlanıyordu. Çareyi  onunla uğraşmakta bulmuştu.

Şirketin yanı sıra ortak bir noktaları daha vardı onları birbirine muhtaç eden. Bir çocuğa vasilik yapmak!

Allan, bazen çekilmez olsa da Jessi'ye duygusal yönünü göstermekten çekinmiyordu artık. Zamanla aralarında bir bağ mı oluşuyordu acaba? Bu tensel arzu hiç de hesapta yoktu. Belki de bir mucizeyi kucaklayacaklardı...


Jessi ve Allan tanıştıkları ilk günden beri aralarındaki çekimi umursamamış iki işkoliktir. Yakın arkadaşları Patti ve John bir trafik kazasında hayatını kaybeder ve bebekleri Hannah için Jessi ve Allan'ı vasi seçmişlerdir. Can dostlarını kaybeden ikili Hannah için işbirliği yaparlar. Ancak hesaba katmadıkları duyguları ortaya çıkmaya başlayınca sandıkları kadar kolay olmayacağını anlarlar.

Caroselli'nin Mirası kadar kaptıramadım okurken, daha sade olmasından kaynaklandı sanırım. Allan'ın dengesiz tavırları, Kell'in Chandler ailesine olan körlük derecesindeki nefreti sinir bozucuydu. Herşeye rağmen Chandler kardeşlerin tüm zorluklara rağmen ayakta kalma çabası ve birbirlerine verdikleri destek çok güzeldi. Allan ve Jenni'nin Hannah için doğru insanlar olmaya çalışması da hoşuma gitmedi değil.

Rimmel London Wake Me Up Kapatıcı


Rimmel'in Wake Me Up kapatıcısını bir süre kullandım. Göz altları benim gibi problemli kişilerde pek etkisi olduğunu söyleyemem. Fazla kapatıcılık sağlamadığı gibi çizgilere bolca doluyor ve görüntü daha da kötüleşiyor. 


Ben bu kapatıcıyı nasıl mı kullanıyorum. Burun yanı ve dudak kenarlarında rahatlıkla kullanıyorum. Rengi ten rengime birebir uyduğu için duruşu da gayet güzel. Kapatıcı uyguladığım bile belli olmuyor. Üstteki görselde bileğime sürülmüş halinden de hiç belli olmadığını görmeniz mümkün.


Bendeki rengi 010 Ivory. En açık renk. Renk olarak alttaki görselde az miktarda sürdüğüm kapatıcının rengini görebilirsiniz. Yapı olarak hafif, sürdüğümde kapatıcı varmış gibi hissetmedim. Onun dışında süngerli aplikatörleri seviyorum. Bu ürünün süngeri de gayet kullanışlı.

Kısaca toparlamak gerekirse göz altı dışında kullanımı gayet güzel. Göz altı problemi olmayanlar rahatça göz altı için de kullanabilirler sanırım. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle...


Yine mimlendim :)

Sevgili kitapsever arkadaşım Pınar beni mimlemiş. Mim cevaplamayı seviyorum gerçi bu kez biraz geç kaldım :)

MİM 1: MOR MİM

1.Hayatında en çok sevdiğin yön nedir?
Kararlı olmam. Verdiğim karardan dönmeme huyum var. Bazen kötü olsa da genelde iyi sonuç alıyorum :)

2.Sen hiç yağmurun altında ağladın mı? 
Dışarda pek ağlayamam ben. Kendi halime takılmayı severim.

3.Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı. Ama sadece insanları değiştirebileceksin. Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?
Yalancıları, karaktersizleri ve ukalaları :)

4. Sen hiç yaz yağmurunda denize girdin mi?
Hayır :) Ama kenarında ıslanmışlığım çoktur.

5.Yaşadığın en gülünç durum nedir?
Eskiden var mı öyle bir durum bilmiyorum da geçenlerde minübüste oturuyorum bir bayan bindi minübüse hamile sanıp yer vermeye kalktım ama hamile değilmiş sadece biraz kiloluymuş :)

6. Kendine ünlüler dünyasından bir eş ya da sevgili seçebilseydin, kimi seçerdin? 
Yerli Engin Akyirek/Yabancı Joseph Morgan. Biliyorum ikisi çok alakasız ama benim belli bir tipim yok ne yapayım :)

7. Hayatın bir film olsa, hangi aktör veya artist oynasın isterdin?
Özgü Namal kendisini pek severim.

8. Sen hiç halka açık bir alanda kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı?
Soru 2 de cevapladım zaten ben dışarda ağlayamam.

9. Süperman mi Batman mi? 
Superman tabii ki.

10. Çocukken hepimiz bir nesneyi ya da olayı başka bir şey zannederdik, mesela Eyfel Kulesi’ni elektrik direği sanmak gibi. Senin böyle ilginç düşüncelerin var mıydı? 
Yok ya ben gayet normalmişim herhalde hiç öyle bir şey düşündüğümü hatırlamıyorum.

11. Sence hayatın anlamı nedir?
Hayatın anlamı falan pek düşünmedim ancak zamanımızı mümkün olduğunca mutlu geçirmek. Küçük şeylerden bile mutlu olmayı başarmak bence.

MİM 2: HANGİSİ MİMİ

1) Arkadaşınız saçlarını boyatmış, hiç yakışmamış.”Nasıl olmuş” diye sorunca ne dersiniz?
Yakışmamış derim. Ben öyle kırılcak diye çok güzel olmuş diyemem arkadaşlarım gayet memnun bu özelliğimden :)


2) Evinizde hangisi olsun istersiniz? 
Köpek.

3) İntikam;
a. Soğuk yenen bir yemektir.
b. Tatlıdır.
c. Gereklidir.
d. Gereksizdir.
e. Diğer

Gereksizdir bence. Geçmişi geçmişte bırakmak lazım tabii ders çıkararak.

4) Ülkeyi kötülerden temizlemek için hangisi olmak isterdiniz? 
a. Bir süper kahraman
b. Kill Bill'deki gelin
c. Cezalandırıcı
d. Diğer

Süper kahraman :)

Peki ben kimi mimliyorum. Blog dünyasına yeni katılan ortaokul servis arkadaşım, üniversite arkadaşım, meslektaşım olan Yeşil Mavi blogu sahibi Şerife'yi mimliyorum. Burdan bir kez daha blog alemine hoşgeldin diyorum :)

Sana Aşık Değilim - Vefa Enver / Yorum


Okuduğum ilk Vefa Enver romanıydı. İtiraf ediyorum ki keşfetmekte geç kalmışım. Kurgu ile ilgili aklıma takılan bazı şeyler oldu. Netleşmeyen bazı noktalar var tabi ama herşeye rağmen okudukça keyif aldım. 

Lal, bir müzik dehası. 13 yaşında Rusya'da kabul edildiği okul bunun en büyük kanıtı. Aile ilişkileri pek normal olmasa da ona göre ailesi olması gerektiği gibi. Babasının intiharı ile çocuk dünyası yıkılır. ve buna Kenan isimli adamın sebep olduğunu öğrendikten sonraki tek hayali Kenan'dan intikam almaktır. Okul için Rusya'ya geldiğinde Aleksi ile tanışır. Aleksi ile sağlam bir dostlukları var. Lal son on yılını intikam planları ile geçirirken Aleksi desteğini esirgemez. Nihayet intikam zamanı geldiğinde masumiyeti ve güzelliği ile Kenan'ı kolayca kendine çeker ancak nefret ve aşk arasındaki ince çizgi onu zorlamaya başlar.

Kenan, Erdinç'e büyük bir nefret beslemiştir. Yıllar öncesine dayanan bu nefret, Kenan'ı yıllar geçtikten sonra gurur duymadığı bazı şeyler yapmaya zorlar. Kadınlarla daima geçici ilişkiler kurmuştur. Ta ki Lal'i görene kadar. Lal dik kafalı, cesur, değişik bir kadındır. Ondaki gizemi çözme isteğini bastıramaz.

Romanda duygular oldukça güzel işlenmiş. Lal'in nefreti, bunun sebepleri, intikam planları biraz çocuksu bulduğum noktalar olduysa da aslında tam yaşına uygun hareketlerdi. Lal ve Kenan'ın arasındaki büyük yaş farkı kendini hissettiriyordu. Kenan olgun bir erkek olarak ona göre düşünüp davranırken, Lal gençlik ateşini belli ediyordu. 

Erdal, insan bu kadar mı karaktersiz olur dedirtti bana. Lal'in annesi Banu yuh dedirtecek cinstendi, olmaz olsun öyle anne dedim yani. Osman Baba kesinlikle cuk oturmuş bir karakterdi daha fazla bile yer verilse olurdu. Menekşe ile ilgili kısımlar sona doğru açıklığa kavuştu da rahatladım. Herşeye rağmen Kenan'ın sevgisi çok güzeldi. Olgun adam başka tabi diyerek yazımı sonlandırıyorum.

Son Alışverişler

Günaydın :) Son 1 ayın alışverişleri birikmişti. Mümkün olduğunca ihtiyaç alışverişi yapmaya çalışıyorum. Kısaca aldıklarımdan bahsedeyim. Zaten ürünleri kullandıkça detaylı yazıyorum :)


Watsons'ın geçen haftasonu indiriminden merak ettiğim ürünlerden biri olan Loreal Glam Shine Balmy Gloss'unu aldım. 1 haftadır kullanıyorum gayet memnunum. Yazısı ayrıntılı olarak burda olacağından fazla bahsetmiyorum :)


Cosmo&Care etkinliğinden sizlere geçen hafta bahsetmiştim. Hazır indirimler devam ederken Krauterhof ürünlerinden stokladım. Kırmızı Asma Yaprağı Özlü Kremim bitmişken bu indirim harika oldu :)


Golden Rose alışverişini sanırım mayısta yapmıştım. Özdilek'te Golden Rose ürünlerinde indirim vardı. 8 tl gibi bir fiyata göz farını, 5 TL'ye de parlatıcıyı aldım.


H&M bildiğiniz gibi Bursa'da yok. Mayıs ayında Vialand'e gezi düzenlenmişti ve katılmıştım. Oraya kadar gitmişken alışveriş yapmadan gelinmez dedim ve bunları aldım :) Aceleyle bunları seçebildim. Yüzük delisi biri olarak yüzük almadan olmazdı. Tokaları da çok beğendim. Doğru tercihler yapmışım :)


Gratis alışverişi de Vialand'te yapıldı. Wet n Wild diğer ürünleri de alınacaklar listemde :) Benri'nin peeling etkili pamuğunu henüz kullanmadım ancak beğenirsem sürekli kullanacağımı düşünüyorum.


Yves Rocher bildiğiniz gibi müşterilerini çok seven bir firma. Doğumgününüz olduğu ay size hediye veriyor. 2 ürün alırsanız 1'ini ödüyorsunuz. Görseldeki duş jeli doğumgünü hediyemdi. Yüz spreyini sürekli kullanıyorum, iyi ki almışım. Maskeyi henüz deneyemedim fakat müthiş bir kullanıcı kitlesi var. Maske'de hediye oldu :) Karlı bir alışverişti. Teşekkürler Yves Rocher.


Nazan Bekiroğlu'nun kalemini çok merak ediyordum fakat okuyamamıştım. La: Sonsuzluk Hecesi vardı. Nar Ağacı'nı da aldım. Parodi Yayınları son zamanlarda güzel bir çıkış yakaladı. Ben de fırsatları kaçırmadım.


Öncekileri okuyup beğenmiş biri olarak Sarah Jio'nun Son Kamelyasını almasam olmazdı. Can Gürses'in romanı adıyla beni kalbimden vurmuştu. İndirimden yararlanıp onu da aldım.


Paul Auster, henüz okumadığım yazarlardan. Kış Günlüğü ile başlamak istedim. Gabriel Garcia Marquez, Yüzyıllık Yalnızlık romanını okumuştum. Çözmesi zor olsa da kendince mantığı olan bir romandı. Beğenmiştim hatta yorumunu da yazmıştım. Geçmişe bakıp okuyabilirsiniz. Kolera Günlerinde Aşk da okunacaklararasında beni bekliyor. Kırmızı Pazartesi'yi de çok merak ediyordum. Aldım. İlk fırsatta okunacaklar.


Rebecca Donovan, Benimle Kal ve Tut Elimi artık kütüphanemde. Paul Auster/Görünmeyen de kütüphaneme eklendi. Böyle Buyurdu Zerdüst merak ettiklerimdendi. 

Bursa Altıparmak BKM taşınması sebebiyle tüm mağazadaki ürünleri %50 indirimle satıyor. Ben de listemdeki kitapları alarak listeyi biraz rahatlatmak istedim. Rahatladı mı derseniz tabii ki hayır.

NOT: Watsons ve Gratis'e uğrayarak mağaza kartlarınızı almayı unutmayın. Gratis Kart ücretsiz yani alışveriş yaptığınızda ücretsiz veriliyor. Watsons Card ise 2.50 TL'ye satılıyor. Aktivasyon falan da var biraz uğraşlı ama daha karlı gibi. 

Dünde biraz alışveriş yaptım ancak onları fırsat bulup fotoğraflarını çekemedim. Önümüzdeki günlerde onlar da burda olacak. Bu arada birbirinden güzel kozmetik ürünleri için takipte kalın. Bu hafta kozmetik haftası olacak :) Benden söylemesi. Mutlu günler.

Mimlendim

Sevgili Çiğdem beni mimlemiş. Teşekkür ediyor ve mime geçiyorum :)

Blog açma hikayeniz nedir?
Üniversite bittiğinde ne yapacağını bilmeyen bir mezun olarak can sıkıntıma iyi geleceğini düşünerek blogu açmıştım. 5 yıl öncesinden bahsediyorum, sınırlı sayıda blog vardı ve açıkçası bu işle ilgili hiç bilgim yoktu. Bugünlere geldik şükür :) Blog dünyası çok başka, keşke ilk zamanlarda da bu kadar vakit ayırsaydım diyorum şimdi.


Blog isminiz nereden geliyor? Neden bu isim?
Saçma olacak ama gerçek bu. Bursaspor'un bayan taraftar grubu Yeşil İnciler yeni kurulmuştu. Acayip hoşuma gitmişti. Gökhan Özen'in Masum Kedi isimli şarkısını da bilenler vardır. Masumkedi ismini de yıllardır nick olarak kullanırdım. Oldu mu sana Masum İnciler. Saçma olduğunu söylemiştim :D


Hangi mevsimi seversiniz?
İlkbahar.


Bu mevsim size neyi çağrıştırıyor?
Yazın gelişini, çiçekleri, böcekleri :)


Kırmızı ruj mu eyeliner mi?
Kırmızı Ruj. Eyeliner özürlüsüyüm ben :)


Blog yazmak sana ne kazandırdı?
Çok güzel dostluklar yanında yeni bir dünya, yeni bir bakış açısı, paylaşma ve insanlara fikir verme isteği.


Okumak mı bir şeyler yazmak mı?
Daima okumak ama yazmadan da olmuyor.


Şiir mi roman mı hikaye mi?
Çoğunlukla roman ama şiirsiz olmaz.


En çok etkilendiğin film?
Umut Işığım.


Hangi tür kitap/film?
Fantastik severim. Aşk romanı da severim. Aslında her türü severim de yazmayayım tek tek.


Öğrenci olmak mı iş hayatı mı?
Tabii ki öğrenci olmak.


Okumak mı film izlemek mi?
Tabii ki okumak ancak film de önemli benim için.


Klasik giyinmek mi spor giyinmek mi?
Yerine göre ama genelde spor.


Almaktan asla vazgeçmeyeceğiniz şey ne?
Kitap ve ruj :)


En sevdiğin yemek nedir?
Ben patatesli her yemeği severim. İçinde patates olduktan sonra gider :)


En sevdiğin dizi?
Yabancı The Originals / Yerli sadece Kara Para Aşk'ı izliyorum.


Özel bir yeteneğin olsa bunun ne olmasını isterdin?
Hiç düşünmedim :) Superman gibi bir şey olabilir. Tabii bayan hali :)


Hasta olmanın en kötü yanı nedir?
Halsizlik yapması. Ses kısılması gibi bir hastalıksa konuşamamak sinirimi bozar.


Alınacak listen var mı? İlk 5'i nedir?
Alınacak ilk 50 listesi de yaparım da madem 5 :)

1. Butigo'da gözüme kestirdiğim ayakkabı
2. Belalı Düğün.
3. Kiera Cass'in tüm romanları :)
4. Plaj çantası
5. Maybelline Master Drama göz kalemi mor ve yeşil rengi.


İlk aldığın makyaj malzemesi nedir?
Hiç unutmam Catherine Arley pudra(efsaneydi o zamanlar) ve Pastel maskara almıştım.


Ve mim bitti :)

Ben kimleri mi mimliyorum. İsimyoktublog ve Hayata Dair.

Tesadüfen Aşk - Başak Kızıltan / Alıntılar ve Çekiliş


Turun ilk günü yorum ile karşınızdaydım. Bugün alıntılar ile elimden geldiğince konsepti yansıtmaya çalıştım. Umarım hoşunuza gider. Keyifli günler.









ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway


Tesadüfen Aşk - Başak Kızıltan / Yorum ve Çekiliş


Yeşim, çocukluğundan beri Cenker'e aşık. Yıllarca peşinden koştuğu adama kavuşuyor ama içinde bir boşluk var. Cenker ise Boston'da okulunu bitirip döndükten sonra Yeşim ile nişanlanır. Yiğit, Yeşim'in abisi ve Cenker'in Boston'da beraber okuduğu yakın arkadaşı. Yeşim'in kuzeni Gülce nişanlanacağını haber vermeyen Yeşim'e oldukça kızgındır. İstanbul'dan İzmir'e hesap sormaya gelir. Alaz Gülce'nin sevgilisi aynı zamanda Ayaz'ın kuzeni.

Peki Cenker Yeşim'in hayal ettiği kişi miydi? Bunu karşısına Ayaz çıktığında anlamaya başlar. Ayaz, Boston'da okumuştur. Yeşim'i de yıllar önce bir kez görmüştür ancak yıllar geçse de unutamaz. Kader onların yolunu tekrar birleştirdiğinde neler olacağından henüz haberleri yoktur.

Yorumuma gelecek olursak, Ayaz favorimdi benim. Bazen gıcık olduğum doğrudur fakat o ne aşk be kardeşim. Hani abarttığı zamanlar oldu bizim meşhur basketbolcu oğlumuzun ama ben öyle de kabul ettim :) Yeşim'in çektikleri ayrı bir konu zaten, kız dünyaya çekmek için gelmiş. 

İsim boşuna öyle konmamış. Bol bol tesadüf okuyoruz. Bir de yazarın şarkıları romanda kullanması çok hoşuma gitti. Okurken bir yandan içimden şarkı da söyledim :) Genel olarak hikaye güzeldi yalnız gözüme takılan şeyler de oldu. İlk olarak isim ve soyisimlerde bazı hatalar vardı. Alaz yerine Ayaz denmişti bir yerde. Yeşim Tansel daha sonra Yeşim Saygun oldu. Bunun gibi birkaç karışıklık vardı. Birde alın kelimesi sürekli anlı, anlım şeklinde kullanılmıştı. Haliyle bunlar gözüme battı. Okumayı çok etkilemese de ben fazla dikkatli olduğumdan sanırım illa görüyorum.

ÇEKİLİŞ
a Rafflecopter giveaway



HC Hair Care Yağlı Saçlar İçin Bitkisel Bakım Şampuanı


Hc Hair Care şampuan, complex ve ovex ürünlerini birlikte kullandığımı Complex yazımda yazmıştım. Okumamış olanlar için TIK TIK

Complex'in 2. şişesindeyim. Düzenli olarak haftada iki kez Complex'i sürüp 2 saat saçımda bekletip, HC Hair Care şampuan ile yıkıyorum ve Ovex'i saç derisi hariç sürüp 5 dk. sonra duruluyorum. Bu şekilde bakım sonucunda 1 ayda etkisini görmeye başladım. Hepsini kullanınca mı bu kadar etkili oldu bilmiyorum ama şu an saçım kullanmadan öncesine göre çok farklı. 


Şampuan'a gelecek olursak aşırı köpürmese de temizlemesi çok iyi. Kokusu hafif ve benim çok hoşuma gidiyor. Bitkisel ürün kokularını sevmeyenler beğenmeyebilir şahsen annem kokusunun kötü olduğunu düşünüyor ama kendisi de kullanıyor kendi saç tipine göre olanı :) Ürün oldukça akışkan bir yapıda. Pompalı şişe şampuanı oldukça ekonomik hale getiriyor. Uzun saçlarım olmasına rağmen halen ilk şişedeyim. Aşırı yağlı saçları dengelemekte yardımcı. Benim saçlarım aşırı yağlı bu şampuan ile şu an biraz daha kontrol altında olduğunu fark ediyorum. 

Ürün ile ilgili detaylı bilgi için TIK TIK

Şampuan Hakkında

İçeriğinde bulunan bitki ekstraktları, shea butter, phyto keratin, biotin, aminoasit, vitamin ve mineraller sayesinde saça zarar vermeden temizlemek, besleyip güçlendirmek ve ve dolgun bir görünüm sağlamak için formüle edilmiş özel şampuandır. SLES ve SLS, paraben ve formaldehit içermez.

Anlaşma - Fatih Murat Arsal / Zoraki Koca #4 - YORUM


Orjinal İsim: Anlaşma
Yazar: Fatih Murat Arsal
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Sayfa: 528
Baskı Yılı: 2014

Fatih Murat Arsal'ı uzun zamandır takip ediyorum. Bu yılki fuarda kendisiyle muhabbet etme fırsatım da oldu. Anlaşma birbirinden bağımsız romanlardan oluşan bir seriye ait.

Anlaşma deyince ahh Yavuz ahh dememek ne mümkün. Başlangıçtan bitişe kadar Yavuzcuğum ne yapıyorsun böyle dedim durdum. Merve neden bu kadar saf diye düşündüm. Okurken kendinizi kaptırmanız çok mümkün. 

Yavuz'un bazen öküz biri olduğu doğru ancak istediğinde de ondan romantiği, düşüncelisi yok. Ailesinin tek çocuğu, İzmir'de yaşıyor. Akçay'da yaşayan annesi onu evlendirmek konusunda çok kararlıdır. 31 yaşında, özgürlüğüne düşkün, çapkın, yakışıklı, esmer, mavi gözlü, gür siyah saçları olan biri Yavuz. Çocukluk arkadaşı Suat'ın cafesinde aklına gelen fikri uygulamaya koyan Yavuz orda çalışan Merve'yi biraz da tesadüf eseri planına dahil eder.

Merve henüz 20 yaşında bir üniversite öğrencisi. Beyaz tenli, yeşil gözlü, güzelliğiyle dikkat çeken fakat bunun farkında olmayan, tek derdi okulunu bitirmek olan bir kız. Masrafları için akşamları cafede çalışmakta olan Merve patronunun arkadaşı olan ancak hiç tanımadığı adamın teklifiyle şok olur. Teklif Merve için kaçırılmayacak gibidir. Merve düşününce mantıklı geleni yapar ve Anlaşma'yı kabul eder. Sadece 2 ay evlilik oyunu oynayacaktır. Karşılığında alacakları ise küçümsenecek gibi değildir. Evet kararlıdır. Bunu yapacaktır.

Yorumuma gelecek olursak Yavuz'un kendini alelacele Merve'ye tanıttığı paragrafa bayıldım. Merve'nin saf halleri, soruları, konuşmaları, direnişi hepsini okumak çok keyifliydi. Zaten çok akıcı bir aşk romanı. Nasıl bittiğini anlamadım. Merve'nin kahve ile Selim ve Yavuz'dan intikam alması beni çok güldürdü. Yavuz'un Merve'nin saflığı ve duru güzelliğini fark etmesi ve nasıl daha önce fark edemediğini düşünmesi, aslında Yavuz'un hallerini okudukça çoooook eğlendim. Yavuz nereden nereye dedim kitabın kapağını kaparken :)

ARKA KAPAK

 Kafenin dışındaki fırtına, genç adamın yüreğindekinden daha şiddetli değildi. Annesinin baskılarından o kadar bunalmıştı ki, ona aklına gelen ilk yalanı söyledi. Bu yalanına servis yapan garson kızı da ortak etmeye çekinmedi.

"Telefonda annem var!" dedi asık bir suratla. Otoriter sesli adamın tavrı garson kızın itiraz etmesini engellemişti.

"O ne sorarsa 'evet' de... Tamam mı? Sadece 'evet' de. Çok nazik ol! Söz veriyorum, bu iyiliğinin karşılığını alacaksın!"

Garson kız bu sert görünümlü adamın annesi ile ne konuşabilirdi ki?

"Acaba oğlumun dediği doğru mu?" diye sormuştu kadın. Peki ama ana oğul arasından konuşmanın içeriği neydi ki? Sonra adamın her soruya 'evet' demesini istediğini hatırladı. Sorun değildi. Evet demek o kadar da zor olamazdı.

"Evet, doğru!.." dedi duru bir sesle. Ama ardından gelen soruya hazırlıklı değildi!

"Ve... yani gerçekten evleneceksiniz, öyle mi?"

Birçok yanlış anlamanın sonunda anlaşmaktan başka çareleri yoktu. Sadece iki ay birbirlerine dayanacaklardı. Ama gerçek aşk için sınırlı anlaşmaların hiçbir önemi yoktu. Evlenmemek için evlenmek kadar komik bir şey olabilir mi?

Kadere müdahale edilemeyeceğini anladığınız, anlaşmaların bozulmasına destek olacağınız bir FMArsal romanı daha...

Cosmo&Care Bursa Blogger Etkinliği


10 gün önce Bursalı bloggerlar olarak sevgili Makyajbox/Tuğba'nın organize ettiği Cosmo&Care etkinliğindeydik. Bizim açımızdan eğlenceli ve faydalı bir etkinlik oldu. Artık gelenekselleşen ürün denemelerimiz burda da aynı şekilde devam etti. Yeni keşfettiğimiz markalar ve ürünler oldu. Cilt ve saç analizleri yapıldı.


Öncelikle mağaza ekibi inanılmaz pozitif ve güleryüzlü. Bizim için çeşitli markaların temsilcileri davet edilmiş. Bol bol bilgi edindik. Maybelline, Flormar, Dermokil, Innova, Krauterhof, Max Factor, Deborah, Nivea, Loreal ilk anda aklıma gelen markalar. Daha onlarca markanın ürünleri satılıyor Cosmo&Care'de.



Dermokil hakkında bilgiler aldık ve ürünleri yakından tanıdık. Flormar ürünlerini inceledik. Aklıma Flormar ile ilgili ilk gelen şey maskaralarında zeytinyağı olması. Makyaj yaparken kullandığımız ürün içeriklerine dikkat ediyoruz değil mi?




Ocak etkinliğimizde bizimle olan Esma Hanım o gün yine bizi bilgilendirdi. Tanıdık bir yüz görmek bizim de hoşumuza gitti. Tresan ve Krauterhof ürünleriyle ilgili ayrıntılı bilgi verdi. Ürünleri tek tek anlattı ve denetti. Hepimizin favorisi de Krauterhof ürünleri oldu :)



Krauterhof Kırmızı Asma Yaprağı Kremi ile ilgili size bir yazı yazmıştım zaten, o kremin yanında bir de selülit kremini keşfettik. Yakma etkisi yaptığını öğrenince korkudan çok az bir miktar bileğimin iç kısmına sürdüm etki etmedi tabii ama bileğine normal miktarda sürenler hafif bir yanma hissetti. Yağlı bölgelere sürüldüğünde evde tur attıran bir kremmiş bu ancak etkisini gösteren kremlerden. Spor vb. yaparak kullanıldığında daha fazla etki alınırmış ancak sporsuz bile etkisini görenler var. Selülit dışında karın ve kol sarkmalarında da etkiliymiş. Krauterhof ürünlerinde %20 indirim vardı. Almayı düşünenler bu indirimden yararlanmalı. Bizzat ben geçen hafta yararlandım :)



Son olarak Innova markası ile tanıştık. Ürünleriyle ilgili bilgiler aldık. Daha sonra bol bol mağazayı gezip hangi markalar olduğunu keşfettik. Catherine Arley ürünlerini de Cosmo&Care'de bulmak mümkün. Ben gözüme birkaç ürününü kestirdim. İlk fırsatta soluğu Cosmo&Care'de alacağım :)

Etkinlikten Kareler:











Cosmo&Care ekibi bize hediyeler hazırlamışlar. Yine gelenekselleşen toplu pozumuzu da çektirdikten sonra etkinliği noktaladık.



Cosmo&Care ve Tuğba'ya bu etkinlik için teşekkür ederim. Siz de ilk fırsatta uğrayın ve indirimlerden faydalanın. Mutlu sabahlar :)